|
Şu işe bakın. Saldırı nasıl sürüyor? Diğer türler karşısında en 'akıllı' olduğunu iddia eden 'kibirli' insan türünün içinden çıkan, daha da 'akıllı', haliyle çok daha fazla 'kibirli' olan üyelerinin dünya ölçeğinde oluşturduğu şirketleri saldırıyor. Çok daha fazla akıllılar ya, bir o kadar da kibirlerinden yanlarına yanaşılamıyor ya, kendilerinin de üzerinde yaşadığı küreyi yok etmeye kararlılar. O kadar akıllılar ki, diğer türleri yok ederek, doğaya karşı amansız mücadeleler vererek, talanla üstün gelerek "medeniyetlerini" daha da pekiştiriyorlar. (Bizim 'Milli Eğitim'in 'medeniyet' tanımı da böyle değil mi zaten?)
Kurabildikleri 'kâr' daha fazla 'kâr' temelli düzenlerinin sürebilmesi için saldırıyı daha da pekiştirmek zorunda hissediyorlar kendilerini.
Kedilerden, köpeklerden, aslanlardan, fillerden, gergedanlardan, kuşlardan hasılı tüm canlı türlerinden daha akıllılar ya, zaten 'akıllı' olan kendi türlerinin bireylerinden de 'en akıllıları' olan "onlar"; kendileriyle birlikte tüm canlı yaşamını yok etmeyi göze alarak kurdukları 'düzen'lerini sürdürüyorlar. Onların da içinden çıkan daha da 'akıllıları' "ne olur, ne olmaz" diye canlı yaşamı olabilecek başka gezegenler arıyorlar...
* * *
Saldırılar sürüyor, sınır, ülke ve milliyet farkı gözetiyor mu hiç? Son günlerde aldığımız saldırı haberlerinden biri Tokyo'dan, diğeri İnay Köyü'nden. Tokyo'dakine de müdahale ediyoruz, İnay'dakine de elbette... Sürekli yazıyorum. Yaşama karşı büyük bir saldırı var. Buna karşı da 'yaşam savunucuları' dünya ölçeğinde saldırıları püskürtmeye çalışıyorlar. Din farkı bilmeden, dil farkı bilmeden, bir anadan doğmuşçasına...
Buyrun, Tokyo'da Greenpeace (Yeşil Barış) eylemcileri tutuklandı. "Bilimsel araştırma", adı altında Okyanus'ta dolaşarak 'balina avı' gerçekleştiren "Nisshin Maru" adlı geminin mürettebatı valizleri içinde balina etlerini gemiden çıkarırken Greenpeace eylemcileri olayı görüntüleyerek belgeledi. Sonra da olanlar oldu. Eylemciler çeşitli "suçlar"la ilişkilendirilerek tutuklandı. Greenpeace örgütünün Japonya şubesi Genel müdürü Jun Hoshikawa tutuklama ile ilgili açıklamasında şunları söylüyor:
"Balina avcılığından kâr sağlayan Japon hükümeti ve bazı güç odaklarının da içinde olduğu bir skandalı ortaya çıkardık. Onların da karşı saldırıya geçeceklerini biliyorduk. Tamamen masum ve hiç bir 'suç' işlememiş olan eylemcilerimiz tutuklandı. Tutuklama olayının, bizlere göz dağı vermek amacıyla yapıldığını düşünüyoruz..."
* * *
Şimdi sıkı durun. Yaşam savunucularına karşı yapılan İnay'daki saldırı daha da şaşırtıcı.. İnay Vicdan Hareketi sözcüsü eğitimci, yazar, İnay köylü Muammer Sakaryalı'ya altın işletmecisi TÜPRAG tarafından 50 bin YTL'lik tazminat davası açıldı. Eşme Kışladağ Tüprag Altın Madeni'ne karşı madenin yakınındaki İnay Köylüleri de tıpkı Bergama Köylüleri gibi, mücadele ediyorlar. Hatırlarsanız, 2006 yılı sonlarında Eşme ve köylerindeki toplu zehirlenmelerin artması köylülerde kuşku uyandırmıştı. Çeşitli kişilerden alınan kan örneklerinde de normalin üstünde 'siyanür' çıkması köylüleri daha da telaşlandırmıştı. İnay köyünde de yeni doğan kuzuların sakat ya da ölü doğması ise, kuşkuyu daha fazla madenin üzerine çekmişti. İşte, Muammer Sakaryalı da, köylülerin düşüncelerine tercüman olarak, olup bitenin "madenden kaynaklanmış olabileceği" endişesini dile getirmiş, konunun açıklığa kavuşturulmasını, "aksi taktirde tüm şüphelerin altın madeninde toplanacağını" vurgulamıştı. Ne var bunda demeyin sakın!.. Bu açıklama üzerine, 'alıngan altıncı' Tüprag ( arkasında Eldorado Gold var) mahkemeye başvurmuş ve "Muammer Sakaryalı bize hakaret etti" demiş. Mahkeme de bu başvuruyu kabul etmiş ve davayı açmış. İyi mi?.. Duruşması 25 Eylül'de Ankara'da.
* * *
Geçen haftaki yazımda, "Kolay bırakmayacağız yakanızı "kâr" daha fazla "kâr" uğruna her şeyi talan edenler. Yaşamın olduğu her yerde, yaşam savunucuları da olacak. Ve elleri de yakanızda tabii!.." demiştim. Haksız mıyım?...
Öyleyse, tüm yaşam savunucuları birleşin!...
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|