Bu köşede doğaya karşı işlenen
suçları, yağmayı, talanı sık sık teşhir etmeye çalışıyorum.
Bir anadan doğmuşçasına, dil, din, ırk farkı gözetmeksizin
insanları duyarlı olmaya, duyarlı olanları da yaşamı
savunmaya çağırıyorum. Doğanın, bitki örtüsü ile, tüm canlı
türleri ile bir bütün olduğunu, özellikle yıkıcı insan
türünün diğer türler üzerinde tahakküm kurmayı sürdürmesinin
yok oluşu getireceğini vurguluyorum. Kibirli, ben merkezci,
"en akıllı", en zeki" olduğunu devamlı tekrarlayan (sanan)
mensubu olduğum insan türünü, kurduğu "düzenleri" çok sık
eleştiriyorum.Yabanıl yaşamın "vahşi hayat / vahşi doğa"
diye sunulmasına itiraz ediyorum. Okullarda, "medeniyet"in
doğa ile uyum içinde yaşamanın değil de; "insanın doğa
ile mücadelesinde elde ettiği başarı" gibi
tanımlanmasının ancak bizim "Milli Eğitim"le mümkün
olabileceğinin altını çiziyorum.(Hiçbir eser bırakmamış
düşünür, Sakallı Celal (Celal
Yalınız)'e ait "Bu kadar cehalet ancak tahsille
mümkündür" sözüne nazire olarak...)
* * *
Çevremizi, dünyamızı saran
çirkinlik ve olumsuzluklar arasında bazen iyi şeyler de
filizlenebiliyor. Günlük koşuşturmalar ve yaşam mücadelesi
içinde çoğumuz, küçük de olsa, sık olmasa da umut vaat eden
bu gelişmeleri ıskalayabiliyoruz. İşte bu nedenle, bugün
umut veren bu gelişmelerden birini sizlerle paylaşacağım.
13 Haziran 2004 tarihinden
bu yana BirGün gazetesi'nde her hafta okuyucuyla
buluşan doğa ve hayvan hakları savunusu içerikli 'tematik
sayfa'ya ve oluşturduğumuz platforma verdiğim "Dünya
Yalnız Bizim Değil" adı şimdi bir yarışmaya konu oldu.
Hem de sadece adıyla değil "fikriyatıyla" da...
İzmir, Çiğli Belediyesi (Başkan Ensari Bulut)
İlk Öğretim Okullarının 4. ve 5. sınıf öğrencileri arasında,
"üç ayrı dalda" (resim, şiir ve kompozisyon), çevre
duyarlılığını geliştirmek, buna bağlı olarak da doğa ve
hayvan haklarına saygıyı pekiştirmeye yönelik bir yarışma
düzenledi. Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Alime
Mitap'ın telefonuyla girişimin haberini aldığımda çok
mutlu oldum tabii. Böylesi bir yarışmanın yapılacağının
haber olması, duyulması, girişimi belli ölçülerde "yerel"
olmaktan da çıkardı. Haber tüm Türkiye'ye yayıldı ve yankı
buldu. Alime hanım bana da kompozisyon dalındaki
'seçici kurul'da görev verdi. Çok sayıda öğrenci katıldı
yarışmaya. Değerlendirmeler sonlandı. Artık, herkes şimdi
sonuçların açıklanacağı Haziran ayı başındaki "Dünya
Çevre Günü" etkinlik haftasını bekliyor.
Değerlendirilmek üzere bana
gönderilen metinleri okurken, sevindim ve umutlandım. Bu
karmaşa ve kirlilik içinde, betonu bile delip, gün ışığıyla
buluşmayı başaran bitkinin yeşil filizine benzettim genç
yaşam savunucularını...
Bu nedenle de; yaşamı
savunmaya hazırlanan bu çocukların yazdıklarından birkaç
cümleyi sizlerle de paylaşmak istedim.
* * *
"Tertemiz ormanları pis
beton yığınına çeviriyorlar. İnsanlar park dışında hiçbir
yerde yeşillik bulamıyor. Bunları kendilerinin yaptığını da
bilmiyorlar. Doğa bir gün kendisini bu hale getirenlerden
hesap soracak" (Esre Esinler / Ali Şir Nevai İlk
Ö.Okulu)
"Hayvan ve bitki
haklarını savunmak için onların insanlara yararlı ve sevimli
olması gerekmez. Bu dünya bizim olduğu kadar onların da..."
(Elif Ava, Maltepe İ.Ö.Okulu)
"Topraktaki solucan,
ağaçtaki tırtıl, sudaki balık, ormandaki ayı, havadaki kuş,
çiçekteki kelebek, lağımdaki fare, bataklıktaki timsah,
saymakla bitmeyecek sayısız canlı ve biz insanlar. Eğer biz
akıllı davranırsak, herkes rahat ve huzur içinde
yaşayacak..." ( Şimay Oltur)
"Doğadaki dengeyi de
insanlar bozdu. İnsanlar kendi dünyalarını çölleştirdiler.
Bunu bile bile hâlâ devam ediyorlar. Bu dünyayı insanlar
kirletti, insanlar temizlemek zorunda..." (Meryem Çoban,
80. Yıl Çiğli İ.Ö.Okulu)
"Nükleer bombalar yaparak,
insanları, hayvanları ve dünyayı öldürdüğünüze değdi mi?" (
Kerem Esena, Turan Çakın İ. Ö Okulu)
"Dünya hayvanları,
insanları, bütün bitkileri, havası, suyu, taşı ve toprağıyla
bir bütün. Bu varlıkların bir tanesinin bile yok olması
doğal dengeyi bozar. Kendi çıkarımızı düşünürken, zarara yol
açarız..." ( Demet Baykuş, 80. Yıl Küçük Çiğli İ. Ö.
Okulu)