Merhaba,
25.11.2008 tarihinde İzmir polisi tarafından öldürülen
sevgili oğlum Baran Tursun'un 09.05.2008 tarihinde İzmir
Karşıyaka adliyesinde görülecek 3 nolu dava duruşmasından önce ağır
hukuksuzluklara maruz kaldığımı belirtmek için size bunu yazıyorum.
Bu mektubumu okuyan siz şerefli insanlardan, biricik
yavruları olan siz namuslu insanlardan bana kulak vermeniz, bana sahip çıkmanız
için aşağıda anlattığım ve maruz kaldığım hukuksuzlukları size şikâyet ediyorum,
dolayısıyla bilginize arz etmek istiyorum.
Duymuşum ki oğlumun katiline korumalar tesis edilmiştir.
Sıradan bir polis konumunda iken, korumalarla gezen sıra dışı bir polis
oluvermiş oğlumun katili.
Duymuşum ki arkadaşları arasında havası bin beşyüz, itibarı
fena halde yüksek olmuş bu alçak katilin.
Korumalarla karakola giderken, korumalarından ötürü, 'vali
geldi-bakan geldi' havası yaratıyormuş bu itibarlı, korumalı katil.
Dostlarım, adalet duygularım beş paralık olmuş, rezil
olmuş durumda, haksız mıyım?
Sevgili dostlarım,
Oğlumun katilini tutulu süreyi göz önüne alıp serbest
bırakan hâkimlerin marifetini size şikâyet etmek istiyorum.
Bir duruşma salonunu düşünün. Sanık geliyor hâkim ve
savcıların ve hatta onlarca basın mensubu ve dinleyicilerin önünde ifade veriyor
(düşünün böyle bir duruşma salonunu).
Allahın hikmetine bakın ki, katil hedef gözeterek ateş
ettiğini söylüyor ve hayati önem taşıyan bu ifadeyi ertesi gün mahkeme
zabıtlarına baktığımızda bulamıyoruz.
Sanığın bu hayati öneme sahip ifadesinin (başka bir
deyişle sanığın keşifteki hiçbir ifadesinin) hâkim tarafından mahkeme
zabıtlarına geçirilmediğini görüyoruz.
Nasıl olmuşsa olmuş, katilin ifadesi alınıyor ama alınan
ifadenin tutanaklara geçirilmesi hâkim tarafından UNUTULUYOR.
Bu son cümlemi tekrar edeyim ki
işin vahametini iyicene anlayasınız.
Hâkim oğlumun katilinin
ifadesini alıyor ama alınan ifadenin tutanaklara geçirilmesini unutuyor.
İnanmıyorsanız gidin dosyama
bakın. Katilin ifadesi hariç, ilgili olan herkesin ifadesi tutanaklarda vardır.
Mahkeme tutanağında, katilin
ifadesi yok ama altında imzası var.
Şerefli bir hukukçu, şerefli bir yetkili çıksın desin ki:
'İşin cılkını çıkarttınız, ayıp ayıp size, bizler Dünyada, Dünyanın
Türkiye'sinde, Türkiye'nin İzmir'inde yaşıyoruz'.
Böyle hâkim olur mu?
Böyle mahkeme olur mu?
Böyle adalet olur mu?
Bu hukuksuzluklardan sonra ben: 'sen ne biçim hâkimsin, sen
ne biçim adaletsin, sen ne biçim mahkemesin?' dediğimde ben ve ailem hakkında
301 den onlarca dava açılıyor.
Adam oğlumu öldürmüş, keşif esnasında ifade veriyor ama
verilen ifade tutanaklara geçmiyor.
Bu durumda ben bu hâkime: 'Sen ne biçim hâkimsin, sanığın
bu ifadelerini neden tutanaklara geçirmedin?' dediğimde bunu hakaret sayıyorlar.
Lütfen söyleyiniz, bu hakaret mi?
Oğlum öldürülmüş, böyle bir SORU SORMA hakkına sahip
olmayacak mıyım?
-'Devletin resmi kurumu sahte belge düzenler mi, böyle
emniyet mi olur?' dedim.
301 den dava açtılar. ( Emniyetin sahte belgesi dosyada)
-'Sen hakimsin polislerin çelişkili ifadelerini düzeltme'
dedim, 'böyle hakimlik mi olur?' dedim.
301 den dava açtılar. ( Hakimin düzelttiği belge, ibret
olarak dosyada duruyor)
-'Yaa katilin ifadesini unutmuşsunuz, siz ne biçim
mahkemesiniz' dedim.
301 den dava açtılar. (Katilin imzası olan ama ifadesi
olmayan tutanak dosyada)
-'Nefesim ensenizde, sizin peşinizi bırakmam' dedim.
301 den dava açtılar. (dava açan savcıya: Senin oğlunu
öldürseler sen peşlerini bırakır mısın? dedim, cevap vermedi)
-'Maskaralıkları Şemdinli'de gördüm' dedim.
301 den, yani orduya hakaretten dava açtılar.
Velhasıl-ı kelam benim, eşim ve kızım hakkında açılan 301
lik davaların haddi hesabı yoktur. Meğer şu meşhur 301 ne yaman bir şeymiş.
Sevgili Ruhat MENGİ'nin deyimi ile, bu adamlar sonunda
beni ve ailemi mahkûm edecekler, suçlu biz olacağız. Böylece, onlara göre de
adalet yerini bulacak.
09.05.2008 tarihinde İzmir Karşıyaka adliyesinde,
öldürülen biricik oğlumun duruşmasına katılmanızı / gözetlemenizi rica ediyorum.
Mehmet Tursun