Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Yorum/Analiz> 1 Mayıs'a "Takıntı" Diyenlere
 1 Mayıs'a "Takıntı" Diyenlere

1 Mayıs'a 'Takıntı' Diyenlere
Sabah'ta Umur Talu 1 Mayıs'a "takıntı" ve "fetişizm" diyenlere "Nedir, ne değildir?" başlıklı yazısında güzel bilgiler verdi.




1 Mayıs'ta Taksim fetişizmi" veya "takıntı, saplantı" diyen sevgili kardeşlere:
Cinsel bir ima yüklemedinizse, zaten biraz öyledir. Çünkü önemli bir mana yüklenmiştir, çünkü 1 Mayıs zaten takıntılı bir bağlılıktır, çünkü 120 yıl kadar önce tamamen inadına takıntı olarak ortaya çıkmıştır, çünkü Taksim özellikle 37 ölüsü yüzünden, evet bir takıntıdır ve özellikle maneviyatçıların bu manevi anlamı, saygı duyulan tarihi ve simgesel değerini (karşıdan da olsa) zerre kadar anlamaması tuhaftır.
1 Mayıs zaten ölülere de saygıdır:
Elbette "enternasyonal" bir bayram coşkusu olmalıdır, elbette ölümden uzak durmalıdır ama 1 Mayıs'ın yeryüzünde doğuşunu sağlayan kilometre taşlarından biri, 1 Mayıs 1886'da ABD'deki "Evrensel bırakma günü" nde işçileri greve götürmek suçundan dört Amerikalı işçi liderinin idam edilmesidir. 1 Mayıs'ın kökeninde zaten "öldürenlere, kıyanlara karşı tepki" vardır; Taksim'de de bu vardır.
1 Mayıs enternasyonaldir, "Moskof icadı" değildir; ABD sadece emperyalizm yatağı değildir:
Yerli malı cins cins yobazlık yıllarca bunu yutturdu. Tabii, "enternasyonalizm" derken, "deforme sosyalist, despotik" devletlerin uzantıları gibi olanlar da o hissi verdi. Ama yukarıda gördüğümüz gibi, 1856'da Avustralyalı işçilerin bir denemesinden sonra, 1 Mayıs'ın doğumunu hızlandıran Chicagolu ABD'li işçilerdir. Dolayısıyla, tüm ABD'liler de Buş filan değildir.
1 Mayıs sadece bayram değildir; ulusal bayram hiç değildir:
Mücadele günüdür; mücadelenin uluslararası dayanışmasını ön plana çıkaran bir gündür. 1 Mayıs'ın ulusalcılıkla, milliyetçilikle, Ergenekonculukla, devletçilikle, despotlarla filan akrabalığı olamaz.
1 Mayıs sınıfa dair bir şeydir:
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz; işçi kimdir kim değildir diye ayırt edersiniz o başka... Ama 1 Mayıs "sınıfsal" bir manadır. Kim varsa o sırada iktidarda, siyasi iktidarın kendisinden ziyade, toplumsal ve ekonomik iktidarların genel siyasi, sınıfsal manasına ve özel icraatına karşı tavırdır.
1 Mayıs ekonomik kayıp değil, toplumsal kazançtır:
Bir gecede milyonlarca doların uçtuğu yahut kapanın elinde kalabildiği ülkede, bakan bakmayan hesaplarına aldanmayın. 1 Mayıs'ta simgelenen mücadeleler olmasa, bugünün (bazen budanmakta olsalar da) emeklilik hakları, sosyal kazanımları, çalışma hukuku, sosyal adalet fikri hiç olmazdı.
1 Mayıs'ın kökeninde 8 saatlik işgünü talebi vardır:
120 yıl kadar sonra, tersaneden bankaya, medyadan tarlaya, ordudan polise, fabrikadan madene, alışveriş merkezinden havayollarına, mağazadan kamyona, postadan çağrı merkezlerine, makine başından masa başına, kamudan özele, kayıtlı işten taşeron ve kaçak iş köleliklerine, ustabaşından çıraklara, ücretli, maaşlı çalışan her yaştan, her cinsiyetten, her kökenden, her inançtan, her partiden herkes...
Katılsa da katılmasa da...
1 Mayıs'ı benimsese de nefret de etse...
Daha 1886'da 8 saatlik işgünü talebiyle 1 Mayıs'ın doğumunu bir düşünmeli, dönüp kendi hayatına az bakmalı...
Çoğunlukla cebren 12 saate çıkarılan ve genellikle fazla mesaisi dahi ödenmeyen günlük çalışmanın; çağdaş kapitalizmin, sosyal devletin, hukukun, adaletin, ahlakın, demokrasinin, insan haklarının, cumhuriyetin, sınıfsız imtiyazsız kaynaşmış kitle iddiasının, büyümenin, kalkınmanın, aynı gemide bulunmanın neresine denk düştüğünü önce kendine...
İmkânı, cesareti veya azıcık deli bir tarafı varsa, patronuna, şefine, amirine bir sormalıdır!
1 Mayıs, kendine başına bunu soramayanların, bir araya gelirlerse sorabilme ihtimalidir!
1 Mayıs biraz da o ihtimali sevmektir!
1 Mayıs aslında devlet müsaadesine tabi değildir:
Yani kökenine, manasına ister sevgiyle ister nefretle bakın, 1 Mayıs devletlerin armağanı değildir. Devletlere rağmendir. Despot ya da demokratik yasakçılara da rağmendir.
Ancak 1 Mayıs darbecinin, provokatörün ekmeğine yağ da değildir:
Öyle olmamalıdır. Taksim'de hala yatan 37 ölü, sadece o meydanın ve kalpleri onlarla atanların kaybı değildir. Darbeye sürükleyenler onları da çiğneyerek yol almıştır. Ülkenin onurunun, aklının, vicdanının, hukukunun, cumhuriyet ile demokrasi ideallerinin, çalışanların haklarının derin kaybıdır.
Sendikalar, 1 Mayıs komitesi, hükümetin antidemokratik yasakçılığına, Vali'nin demokrasi ve hukuka sığmayan gözdağına rağmen, onlardan da dikkatli, sorumlu olmalı, hem tek tek herkesi hem de demokrasi zeminini koruyabilmek için, gerekirse (on adım geri gidilmemesi için) bir adım geriyi de, mücadelenin bir günle sınırlı olmadığını da düşünmelidir.
1 Mayıs devletin de kendini ispat günü olabilir:
1. Meydanı insanlara karşı azami derecede ve şiddetle koruyarak veya derin tezgâh kurarak.
2. İnsanları şiddete ve derin tezgâha karşı azami derecede ve özenle koruyarak.
3. Başta kölelik düzenleri, sosyal güvenlik sorunları; toplumsal yara ve talepleri ciddiye alarak.

Umur Talu / Sabah



01.05.2008 04:38:40
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Yorum/Analiz Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 11.05.2008 07:22:49 - 'Erdoğan Laik Medyadan Rahatsız'
Devamını Oku 01.05.2008 04:38:40 - 1 Mayıs'a "Takıntı" Diyenlere
Devamını Oku 27.04.2008 19:06:52 - Kudurdun mu Be Adam?
Devamını Oku 16.04.2008 08:43:19 - 58.5 Yıl Yatan 5 Devrimci...
Devamını Oku 09.04.2008 09:33:23 - Koldaki 'Gamalı Haç'ın Manası
Devamını Oku 08.04.2008 14:30:24 - 'Eli Silahlı Adamı Daha Önce Gördüm'
Devamını Oku 06.04.2008 14:04:54 - 'Tehditçi Avukat Gülen’in Akrabası'
Devamını Oku 01.04.2008 11:48:46 - Erdoğan'ı Bahçeli Şımarttı
Devamını Oku 01.04.2008 11:35:10 - Son Yazısını Yoğunbakımda Yazdı
Devamını Oku 31.03.2008 15:23:45 - Delikanlılığı Bırak Menderes'e Bak!
Devamını Oku 27.03.2008 16:26:07 - İşte O İki 'geri Adım'
Devamını Oku 15.03.2008 12:22:17 - Zahit Akman'ın Yeni Yasa Tasarısı
Devamını Oku 13.03.2008 14:14:33 - Biraz Cesaret
Devamını Oku 03.03.2008 13:39:35 - Zihinleri Tırmalayan Soru
Devamını Oku 18.02.2008 11:09:37 - Kendine Gel Tayyip Bey!
Devamını Oku 15.02.2008 06:50:00 - Özkök Daha Korkutucu
Devamını Oku 13.02.2008 07:20:38 - Gazetecinin "Mafyatik" Cevap Hakkı
Devamını Oku 12.02.2008 10:50:24 - 301 Kere Maşallah
Devamını Oku 08.02.2008 10:19:22 - Anayasa Mahkemesi'nin En Zor Sınavı
Devamını Oku 07.02.2008 16:10:46 - ''İran'da 3 Yılda Herkes Örtündü''
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 1 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,86 saniyede derlendi.