|

Elimde değil: içim sızlıyordu Üniversite Kapıları'ndan başları örtülü diye çevrilen kızlarımızı gördükçe.
Peruk takmak zorunda kalmaları; insanlığıma dokunuyordu. Kadınlığıma dokunuyordu, analığıma dokunuyordu.
Yüzde 1'miymiş neymiş, başları örtülü diye üniversitelerde okuyamayan kızlarımızın oranı.
Hakkın oranı olmaz! Yoksulluk nedeniyle, aile baskısı nedeniyle, sistemin eleyici niteliği nedeniyle okuyamayan kızlarımız da içimi sızlatır. İsteyip okuyamayan herkes! Başı bağlı olduğu için gönderilen/kapılardan çevrilen/peruk takma aşağılamasına maruz bırakılan 'azıcık' sayıdaki (diyelim 'bilimsel gerçek' bu olsun) kızlarımız da. Sızlatır yüreğimi. Elimde değil. Hem burası: İç Sızlatma Ülkesi!
Ama nasıl hakkın oranı olmaz ise, sırası da olmaz. Olmamalı.
"Benim özgürlüğüm seninkini döver.
Sonra da yer, bitirir"- olmamalı.
Yaaa, anlamışsınızdır: öyle. 301'e bir türlü sıra gelmiyor. Gelemiyor. Memleketin mühim mi çalkantılı gündeminde.
Nerdeyse üç yıl oldu: 'Türklüğü aşağılamak' fantastik kavramı, sistemimizden atılamıyor.
'Fransızlık' diye bir şey yok diyelim. 'İngilizlik', 'Çinlilik', 'Hintlilik'. Dünyanın HİÇBİR YERİNDE OLMAYAN bir kavramı hediye ettiğimiz gibi, tanımlarötesi kompleksli bir milliyetçiliğin orta yerine-
Bu, Türklüğü 'aşağılayanlar' hep belli bir tayfadan oluyor. Bu nasıl bir jaket ise, hep aynı TARZ kişilerin üstüne oturtuluyor.
'Bir avuç zibidi' diye tanımlayabileceğimiz, 'entel danteller' diye tasvirleyebileceğimiz, 'vatan haini'nden 'satılmışlar'a bir sürü pislik kelimeyle halkın bağrından koptuğunu varsayarak, 301'den müşteki olanları yabancılayabiliriz. Ötekileyebiliriz.
Marjinalleştirebiliriz.
Ki, 'Büyük Gazete' ismiyle kendini vaftiz etmiş bulunanlar, 'Yafta Hazırlama ve Asma Enstitüsü' olarak boşuna 24 saat Melanet Mesaisi yapmıyorlar.
Tüm bu çirkin etiketleri yazıp basmakla mükellef onlar. Çalışıyorlar!
İşte bu '1 Avuç Zibidi'nin, tabandaki yansıması NEDİR? Tabanın kadar konuş arrkadaş!
301'in kaldırılması ya da kaldırılmaması Türk Halkı'nın UMURUNDA MI?
Değil! Asla ve kat'a.
Türbanla elleşmek, eyleşmek, uğraşmak tüm siyasi görüşlere yarar.
MHP, tabanının coğrafyasını belirler.
AKP, tabanını tatmin eder. Vaatlerini Yerine Getirmiş Parti statüsüyle kendini (fırsat bu fırsat) taltif eder.
CHP, darbe çağrıcılığı hastalığına ivme kazandırır. 'Asarız! Keseriz!'e kadar işi tırmandırır.
Kimlikler kararır: akla gri daha belirginleşir. Bütün Büyük Siyasi Partiler kimlik kazanır.
AK Parti, Türk Ordusu'nun hık deyicisinin mık deyicisi olma statüsünden, bu sayede uzaklaşır. Bir nebze.
MHP bile öyle. MHP'nin emekli askerleri bünyesinde arzu etmediğine dair bildirisini göz ardı etmeyelim. Yani artık MHP, Hıncal Uluç'un Aslan Amcası'nın partisi değil. H. Uluç da (o müthiş politika bilgibilmemnesiyle) 'Ellerim kırılsaydı da, oylarımı bu partiye vermeseydim keşke' çizgisinde.
Yani Türban Meselesi herkese yarar. Herkese fayda getirir. Bu arenada herkes oportünist mi oportünisttir.
Ama 301'in; 301'i en nihayet elimine etmenin; bırakın, onu ıslah etmenin, hale yola sokmanın, mantıki bir hak/hukuk/özgürlük çerçevesine tıkıştırmaya çalışmanın kimseye hiçbir faydası yoktur.
Tabanın istemediğini, aldırış etmediğini NE DİYE yapsın ki AKP? MHP'ye menzil kazandırmak için mi? Türbandaki müttefikini 'En Kahraman' haline getirmek için mi? Avrupa Birliği yüzünden mi?
Sarkozy ve Kadın Merkel'in elinde oyuncak olmuş bir Avrupa Birliği, bize ne kadar mesafe koyup ayak sürtecekse, son kertede onların fanfinfon isteklerini benimsemekte epeyce zorlanan AKP DE o kadar zamanla oynama taktiğini tercih edecektir.
Karşılıklı oyalanırken ve ayak sürterlerken, ne alemi var şimdi 'bi avuç zibidinin' afişe edilmesi gibi güzel bir amaca hizmet eden 301'in gündeme gelmesinin? Değişmesinin?
Adalet Ağaoğlu'nun Sonsuz Şımarık Muhalif Kız numerolarıyla damgasını fıskiyelediği '2. Edebiyatçılar Yemeği'nde 'Bir haftada değişebileceğini' muştuladığı Abdullah Gül'ün, o meşum madde!
Tamam: Cumhurbaşkanımız haklıdır, bir haftada da ' hale yola sokulur' (hakiki demokrasinin hallerine), bir günde de o madde. Ama bir türlü sıra gelmediğine göre Yani Ali Babacan'ın vaatleri de, Abdullah Gül'ün indirgemeciliği de, ÜÇ YIL'a yakın zamandır 'dokunulunamaz' statüsünü muhafaza etmiş bu artık hakikaten SEMBOLİK MADDENİN müştekileri için, alay edilmek gibidir. Bi nevi dalga geçilmek. Aşağılanmak.
Sarakaya alınmaktayız- hissiyatlanmaları, diyelim benim kapıldığım, gerçekçidir. Mantıkidir.
Türban'la bu elleşmelerini en nihayet AK Parti'nin değerlendirirken, K. Irak dağlarını bombamanyağına çevirmenin kıvancından ne yapacağını bilemeyen Askeriyemiz'i de gözardı etmemek yerindedir.
Zira, anlaşılan, bu işlerde her şey böyledir: Bugün bana. Yarın sana.
301'liklere mi? Hadi yaaaaa.
(Radikal)
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|