|

Ayça Şen yazdı
|
Öncelikle romantik okurlarımızın Seher Bayramı'nı kutlar ve romantik ya da romantik olmayan tüm okurlarımızın da Şeker Bayramı'nı kutlar, romantik olan diğer okurlarımızın kan şekerlerinin yükselmesi için şeker yemelerini, romantik diabetik okurlarımızın da bayram süresince tatlı alımlarına dikkat etmelerini, bütün hissiyatımla salık veririm. Bu çok komik girişimizden hemen sonra, tatil süresince televizyona baktığım için ünlüler aleminden girelim dedim. Hem de bayramda eğlencelik olur, vaktin nasıl geçtiğini an be an boş veririz. Olay şöyle; televizyonda çeşitli kanallara zaplarken koyunun olmadığı yerde Abrurrahman Çelebi ünlülerimizle karşılaştım. Bir çoğu, reklamlarda boy boy boylayan, soy soy soylayan çehreler haline gelmişler. Oğlum bayram süresince babasında kaldığından, ben de derhal özgürlüğün tadını çıkararak bir arkadaşımın evine sığındım. Özgürlükten Kaçış şeklinde yaşadığımız tüm gece boyunca televizyon seyrettik ve çılgınlar gibi dedikodu yaptık. Sabah kalktığımızda dedikodu yapmaktan ağzımızda aftlar, dudaklarımızda da uçuklar çıkmıştı fakat iflah olmadık ve kahvaltıda yine televizyon açtık. Ün dünyasında şöyle bir durum var; bir kere bütün ünlülerde müthiş bir kültür özlemi olduğuna kanaat getirdik. Ünlü olmasalarmış entel olacakmışlar olan bu ünlülerimizin televizyondaki hırslı bakışları bizi çok korkuttu. Bu ünlü ve zengin, 'kendini pazarlamayı bilen'ler bir televizyona konuk oldular mı, milletvekilinden, bakandan farksız oluyorlar, ya da kabadayıdan. Koridorda yürürlerken yanlarında en az dört kişi onlara eşlik ediyor, hepsi değil ama dikkate değer bir çoğunluğu, koridorda karşılaştığı eskiden tanıdık popüler simalara, son dönemdeki popülerlik durumlarının sıcaklığına göre samimi ya da soğuk davranıyorlar. Kokteyl gibi bir yerde karşılaştığınızdaysa, ağızlarındaki sahte sırıtışların üstündeki gözbebeklerinin içi hiç olay yerinde olmayıp, muhtemelen aynı mekanda bulunan bir başka piar açısından karlı kimseye takınacağı tavrı kurduğunu, ya da karlı kimsenin ona bakıp bakmadığını düşünüp, sizi paravan olarak kullanan bu ünlü kimsenin gözleri arkaya dönmek istediği için, size bakarmış gibi dururken, gözlerinin birinin sağa birinin sola kayarak kafasının arkasında buluşmaya çalıştığını fark ediyorsunuz. Sinir bozucu, normal bir insanda olamayacak, proje halinde özgüvenleri, gereksiz bir rahatlıkları oluyor. Fakat mesela, bu havalı ve pahalı ünlülerden kadın olanları, genelde entel beyefendilerce kanrılılabiliyor. Hiç bu entel topuna girmeyenlerse çok daha beter olup, alaturka kontenjanından her sabah hayatlarımızı zehirlemeye devam ediyorlar. Öbür havalı ve pahalı ünlülerimiz hiç değilse Kan film festivali tarzında bir şıklıkta ve her daim kırmızı halıda yürürlermiş gibi, flaşların ışıltısında hissediyor ve hissettiriyorlar. Aslında ün mevzuu aynı hafif merkezden kaynaklandığı için, çekim setlerinde alaturka ya da alafranga görünümlü, fark etmiyor, aynı ayrıcalığı isteyip, kurumsal hiyrerarşiyi yeterince uyguluyor ve uygulatıyorlar; ne bileyim, odalarından tutun, tabildotlarına kadar, her şey yardımcı oyunculardan farklı oluyor. Ama hazmetmesi daha uzun süre alıyor elbette, bu yüzden insanları saatlerce bekletebiliyorlar ama asla bekleyemiyorlar. Onlar için vakit nakit, nakitse para demek çünkü. Hepsini ayakta tutan bir tek ikona var, o da Cahide Sonku. Hem onun gibi büyük, hem de kendi hayatıyla kumar oynayabilecek kadar cesur olmak istiyorlar fakat sanat ve güç istemi birbirine o kadar karışmış ki, hiçbirinden vazgeçemiyorlar ve kooperatif tutkunu orta sınıf ünlülerimiz, bu bedeli ödememek ve garantide yaşamak için ne yardan olabiliyorlar, ne serden. Ve çocukluk günlerindeki zor yaşantıya dönmeme hırsı her gün burun deliklerini daha da şişiriyor, kazanansa yine estetikçiler oluyor.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|