Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Yorum/Analiz> Kadınlara Askerden, Sağcıdan Fayda Yok!
 Kadınlara Askerden, Sağcıdan Fayda Yok!

Kadınlara Askerden, Sağcıdan Fayda Yok!
Üniversite'de "türban", bir hukuk sorusu değil bir tarih sorusu olmalı aslında...




Marx dediğinden beri biliyoruz: "Dinsel dünya, gerçek dünyanın yansısından başka birşey değildir." Dinsel dünyanın herşeye egemen "Allah"ı, bu dünyanın zengin, egemen erkeğidir. Kadının başını bağlaması kendini "Allah"a bağlaması değil, erkeğe bağlamasıdır. Başörtüsü, cinslerarası ilişkinin temelinin ataerkilliğe, kadının erkeğe teslimiyetine dayalı oluşunun en hoyratça, en gözle görünür bir biçimde ilanı, kadının bu teslimiyeti bir değer hükmü olarak içselleştirmesinin dışa vurumudur.

Türkiye'de kadınların bu bağımlılık ilişkisinden özgürleşmek, hayatlarını dönüştürmek için yüz yıldır sürdürdükleri çaba, AKP iktidarı altında oluşan kışla-cami-çarşı-medrese-ocak işbirliğinin ağır saldırısı altında.

Türban özgürlük bayrağı mı?
Tarihin cilvesine bakın ki, kadının kurtuluş mücadelesine "batının ahlaksızlığını almak" yaftasını yapıştıran Tayyip Erdoğan'ın tek parti hükümetinin, kadınları eve sürmek, sokaktan, kamusal alandan, çalışma hayatından söküp atmak için sürdürdüğü dur-durak bilmez saldırının son hamlesi, "kadınlara özgürlük bayrağı" altında sürüyor.

Hükümetin, kızların üniversiteye başları bağlı girmeleri önündeki -Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ve Anayasa Mahkemesince konulmuş- kısıtları kaldırma girişiminin erkek egemenliğinden -en azından onun ilkel biçimlerinden- kurtulma mücadelesinde yer alan kadınlar arasında doğurduğu bunca tepki bu Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hamlesinin bağlamını, "liberal profesörler"den çok daha iyi kavramalarından.

Kızların üniversiteye başı bağlı girmeleri tartışması, AKP tek-parti hükümetleri döneminde kadınların karşılaştıkları toplumsal, ekonomik, kültürel gerileme ve hak kayıplarıyla ve eğitim ve öğretimde, gündelik yaşamda, çalışma yaşamında kadın kimliğinin silinmesi ve geriletilmesiyle eş zamanlı olarak yürüyen sürecin, topyekun muhafazakarlaşmanın bir momenti olarak ortaya çıkıyor.

AKP'nin bu erkek egemenliği simgesini "kadınlara özgürlük" girişimi olarak sunması klasik bir psikolojik harp taktiği aslında. Muaviye de, Ali'nin savaşçılarını böyle durdurmuştu: Askerlerinin mızraklarına Kuran yapraklarını geçirtmiş ve Ali'nin savaşçılarını şaşırmıştı. Kendi inançlarını kendilerine karşı bir silaha dönüştürerek onları bozguna uğratmıştı.

Şimdi AKP-MHP ittifakı da TSK'yi tarafsızlaştırarak başlattıkları saldırıyı, mızraklarına "özgürlük" sayfalarını geçirerek genişletiyor. Haydi bakalım cevap verin: "Başını örten kadınların eğitim özgürlüğünden yana mısınız değil misiniz?"

"Özgürlük dini"ndenseniz kolayca şaşırabilirsiniz! "Evet" ve "hayır" dışında seçeneği olmayan bir "hukuk sınavı"na girmeyi kabul ederek "evet" yanıtı verenler arasında bunca "aklı başında" bilinen kişinin varlığı, onların da aslında bir dine -"özgürlük dini"ne- mensup olduklarını düşündürüyor: Özgürlüklere karşı "günah korkusu" onları AKP'nin güç oyununun içine itiyor.

Hukuk değil tarih sorusu
Gerçi bunu bir al-ver ya da Tayyip Erdoğan'ın pek beğendiği "win-win" (sen de kazan, ben de kazanayım) ilişkisi gibi görenler, "biz kızların üniversiteye türbanla gelme özgürlüğüne evet dersek, onlar da bizim ifade özgürlüğümüze evet derler" diye düşünenler de var. Ama AKP'nin böyle bir "alış-veriş"e talip olduğuna dair hiçbir kanıt yokken, AKP'yi sözümona "hukuk reformları"na iten biricik gücün "Avrupa Birliği üyeliği" dinamiği olduğu, bu dinamiğin de Avrupa sağının baskısı altında can çekiştiği çok açıkken, Erdoğan'ın zaten seçimlerde siyaseten kazanmış olduğu üstünlükle yaptığı herşeyin bir "insan hakkı" olduğuna dair fetvaların altına girmek sadece gaflet ile açıklanabilir: "Özgürlük aşkı" bu gafletin vesilesi olmuş olsa da!

Karşı karşıya olduğumuz soru bir hukuk sorusu değil. Liselararası bir münazarada yarışıyor da değiliz. Bir tarih sorusuyla karşı karşıyayız: AKP ve MHP'nin, Genelkurmay'ın da pasif onayıyla oluşturduğu yeni blok, bir özgürlük eşiğini mi temsil ediyor? "Üniversiteye başı bağlı girme özgürlüğü" uğruna mücadele, toplumsal muhalefetin programatik öncelikleri arasında yer alıyor mu?

TSK "Ulusalcı-laik" cepheyi çökertti
Apaçık ki, TSK'nin 22 Temmuz öncesinde merkezinde yer aldığı "laik-ulusalcı" cephe parçalandı, TSK başlıca önceliği olan "toprak bütünlüğü"nün -yani "Kürt Sorunu"nun bertaraf edilmesinin- zorunlu kıldığı yeni denklemin gereklerince davranmaya başladı.

TSK "sınır ötesi" hava operasyonlarını içeride AKP'nin "İslami operasyonları"yla bütünlemesi gerektiğine karar verdi: PKK'dense AKP'ye "evet" demeyi seçti.

TSK "sınır ötesi operasyon" hakkını Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD) "söke söke" aldı. Bu hakkı sökmek için içeride estirdiği "ABD düşmanlığı" havasına eşlik eden "milliyetçi kışkırtma"lar, bu kışkırtmalar" için gereken "yıkıcı örgütlenmeler", bu çetelerin giriştikleri -sonuncusu Hrant Dink'in katli olan- suikast, sabotaj ve cinayetler, bu amaçla istihdam edilen STK'ler, partiler ve medyayla ilişkiler, emekli personelden alınan hizmetler ve benzerlerine artık gerek yok.

Tersine bir önceki dönemde "Kürt milliyetçileri"ni bertaraf etmek için kullanıldıkları sırada yaptıkları gibi "iplerini koparıp" kanserleşmelerinin sona erdirilmesinde fayda görüldü: "Ergenekon Operasyonu"na böylece yol verildi. Ama Büyükanıt hiç konuşmayarak yaptığı son açıklamasında sınırı da işaret etti: "Kapıma dayanmayın. Size vereceklerimiz bundan ibaret!"

Laikliğin ve kadın haklarının güvencesi asker değil
Üniversitede "türban özgürlüğü" hikayesi TSK'nin "ulusalcı-laik" cephenin öncülüğünden çekilmesi ve cepheyi dağıtmasıyla açılan yeni güç boşluğunun AKP-MHP işbirliği/rekabeti ile doldurulmasının bir momenti olarak önümüze çıkıyor. Bu durumun yarattığı hayal kırıklığı ve moral bozukluğunun en güzel ifadesi Deniz Baykal'dan geldi: "Elde bir tek yargı kaldı" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri "nisyan" içinde...

Oysa "Cumhuriyet mitingleri"nin "alacalı" tablosundan, o mitinglerin en sahici öznesi olan kadınlar kaldı, onlar hala sokakta...O kadınların, "türban"dan bir özgürlük bayrağıymışçasına söz edildiğini duydukça öfkeyle sokaklara dökülmelerine şaşacak birşey yok.

Çünkü, AKP'nin toplumsal, kültürel, ekonomik politikalarının kadına yönelik sonuçları - başı bağlı yada açık- onları eve döndürmeyi, çocuk doğurtmayı ve erkeğe hizmet ettirmeyi öngörüyor.

Bu kadın siyasetinin, dünyanın her yanında neo-liberal ekonomik politikaların kadın istihdamına, sosyal güvenliğe, kadın sağlığına yönelik siyasetleriyle aynı şablondan çıktığını gördükçe ve karşı karşıa kaldığımız meselenin yalnızca bir laiklik meselesi, bir hukuk konusu değil toplumsal kurtuluşla ilgili bir konu olduğunu, neo-liberal gericilikle savaşmadan kazanılamayacak bir kavga olduğunu gördükçe kadınların öfkesi devrimci bir kanala dökülecektir.

Kadınlara, ordudan, CHP'den, AKP'den fayda yok. Kazanımlarını korumak için neo-liberalizmin öteki mağdurlarıyla birleşmeleri, emeğin mücadelesiyle kendi mücadelelerini örtüştürmeleri, askerin, faşistin, dincinin kadından yana olabileceğine, "başı bağlı" kadınları üniversiteden kovarlarsa laikliği garanti edeceklerine dair boşunalığı binlerce kere kanıtlanmış hayallerinden kurtulmaları gerekiyor!

Sosyalistler, sosyalist-feministler, sosyal haklar savunucuları kadınların erkek egemenliğine, din dayatmasına karşı mücadelesine karşı tarafsız kalamaz. Kadının özgürlük mücadelesine destek vermedikçe, emeğin kurtuluşu olanaksız, emeğin yarısı tutsak kaldıkça geri kalanın özgürleşmesi düşünülemez bile.


Ertuğrul Kürkçü
(BiaNet)


06.02.2008 11:07:56
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Yorum/Analiz Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 11.05.2008 07:22:49 - 'Erdoğan Laik Medyadan Rahatsız'
Devamını Oku 01.05.2008 04:38:40 - 1 Mayıs'a "Takıntı" Diyenlere
Devamını Oku 27.04.2008 19:06:52 - Kudurdun mu Be Adam?
Devamını Oku 16.04.2008 08:43:19 - 58.5 Yıl Yatan 5 Devrimci...
Devamını Oku 09.04.2008 09:33:23 - Koldaki 'Gamalı Haç'ın Manası
Devamını Oku 08.04.2008 14:30:24 - 'Eli Silahlı Adamı Daha Önce Gördüm'
Devamını Oku 06.04.2008 14:04:54 - 'Tehditçi Avukat Gülen’in Akrabası'
Devamını Oku 01.04.2008 11:48:46 - Erdoğan'ı Bahçeli Şımarttı
Devamını Oku 01.04.2008 11:35:10 - Son Yazısını Yoğunbakımda Yazdı
Devamını Oku 31.03.2008 15:23:45 - Delikanlılığı Bırak Menderes'e Bak!
Devamını Oku 27.03.2008 16:26:07 - İşte O İki 'geri Adım'
Devamını Oku 15.03.2008 12:22:17 - Zahit Akman'ın Yeni Yasa Tasarısı
Devamını Oku 13.03.2008 14:14:33 - Biraz Cesaret
Devamını Oku 03.03.2008 13:39:35 - Zihinleri Tırmalayan Soru
Devamını Oku 18.02.2008 11:09:37 - Kendine Gel Tayyip Bey!
Devamını Oku 15.02.2008 06:50:00 - Özkök Daha Korkutucu
Devamını Oku 13.02.2008 07:20:38 - Gazetecinin "Mafyatik" Cevap Hakkı
Devamını Oku 12.02.2008 10:50:24 - 301 Kere Maşallah
Devamını Oku 08.02.2008 10:19:22 - Anayasa Mahkemesi'nin En Zor Sınavı
Devamını Oku 07.02.2008 16:10:46 - ''İran'da 3 Yılda Herkes Örtündü''
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 1 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,33 saniyede derlendi.