Bu lafı çok tuttuğum gibi düşünmeye de
başladım.Yıllardır en iyi inancın İslamiyet olduğunu söyleyenler,en fazla insana
değer verdiğini söyleyenler, ağızlarıyla bir ifşaatta bulundular.İyi
Müslümanlar inanç merkezi olan camisini de insanların gelir gruplarına veya
makamlarına göre hazırlıyor.İşçi sınıfının camisi,işadamının
camisi,milletvekilinin camisi,Arap Ülkelerinden gelen devlet büyüklerinin
camisi.Tabi bu Arap Ülkeleri Anıt-Kabir nedeniyle Ankara yerine İstanbul'da
siyasi,ekonomik ve inançsal dayanışmalarını yerine getireceklerse kolay.İstanbul
kenti camilerin,müzelerin her türlü inançların ibadet edebilecekleri inanç
merkezlerine sahip.Nasıl olsa kentte her şeyi durdurma şansımız
var,cankurtaranlar,itfaiye arabaları,yaşlılar,bebekler hepsinin yaşamını
istediğimiz süre ile kontrolümüz altına alırız buda en doğal hakkımız.Koca Arap
Ülkelerinden gelenler için vatandaşın zamanı,parası,sağlığı feda olsun.Ancak
Ankara'da böyle bir camiye bir gereksinim var.Her sokak başındaki cami
yetmiyormuş gibi,metrolar,pasajlar yetmiyormuş gibi Ankara'da uzun yıllardır bu
protokol camini bekliyordu Ankara,ihtiyaç var bu doğrultuda.Ne kadar güzel,protokol
cami;muhtemelen girişte banka hesap cüzdanı veya bir milletvekilinin
referans mektubuyla içeriye girilebilir.Ne için insanlar bu camiye gidecek diye
düşününce,neden böyle bir talepte bulunur elinde referansı olanlar;iş alabilmek
için,başbakan,bakanların gözüne girebilmek için,bütün bunlardan da önemlisi alt
tabakadan! birileriyle ayni camiyi paylaşmamak için.
Bu son madde çok önemli yeni ayakkabılar
giyinmiş,( hatta eskiden altında fiyatları da vardı.)takım elbisesi Ramsey
olmak koşuluyla veya ayni sermaye kaynaklı başka bir markada olabilir.Ancak tüm
bu şıklık içinde asla kravat takmayan.çünkü başımızda oturanlar bizi
yönettiklerini söyleyenler öyle bir moda yarattılar.Elbette insanlar resmi
olmayan toplantılarda,hafta sonları spor ve rahat giyimle dolaşma hakkına
sahiplerdir.Ancak şimdi ki moda o değil klasik bir takım,düğmesi açık
gömlekler,yaka,paça ayrı tarafta.Bu artık sadece siyasilerin değil ne yazık ki
televizyon spikerleri,bürokraside genel müdürler ve bilumum üst düzeyle
bağlantısı bulunan herkesin modası.İşte böyle giyinmiş beyler namaz saati
geldiğinde akın edecekler "protokol cami"'ne hele öne geçe bilme şansını
yakalarlarsa sorun bitmiştir.Bu camiden yaka paça tutulup atılacak adam bulmak
çok zor olacak muhtemelen,çünkü herkes el öpmeye,padişahım çok yaşa demek için
sıraya girecek,burada " çoluk çocuğum aç,işim yok" diyenler olamayacak
.ADI ÜSTÜNDE PROTOKOL CAMİ.
Aslında Ankara'da muhtemelen cami sayısı
yetersiz olması nedeniyle hep cami tartışması yapılır.Uzun yıllar önce Çankaya
Belediye Başkanlığı'nı Doğan Taşdelen'in yaptığı süreçte Büyükşehir Belediye
Başkanı'nı Melih Gökçek'in Anayasa Mahkemesi'nin karşısındaki o zamanlar boş
olan alana böyle bir cami yapımı gündeme gelmişti.O süreçte bu günden
muhtemelen daha örgütlü olan toplum ciddi bir direnç göstererek tepki göstermiş
ve bu projeden vazgeçilmişti.
Bugün se ne yazık ki ciddi bir refleks
olmadığı gibi eskiden yazan çizenleri de bir bölümü mülteci olarak AKP'ye
sığındılar.Çıt yok o cenahtan.O kesimin eskiden inançla ilgili söylemleri bu
günkü söylemleri, aradaki fark öyle boğaz köprüsünün uzunluğu kadar falan değil
çok mesafe almışlar o anlamda.Yazarı,çizeri,siyasetçisi,eski 68'lisi,eski TEB
Başkanı,üniversite öğretim üyeleri v.s.
Demek bu dünyadan ben ve benim gibiler
onlara göre akıllanmadan gideceğiz.Yapılanları anlayamadığımız gibi nedenli körü
körüne inanmışız bu sözlere,söylemlere.Veya o eskiler düşündüler taşındılar
bu dünyadan gidiyoruz,bir milletvekili eşi yapamadım " sevgili eşimi", "bir
milletvekili,bakan oğlu-kızı yapamadım evlatlarımı, psikolojisi mi?"
anlayamadım.Bir panik,rüzgar ve tren istasyonu.Ancak istasyon kötü,ortalama bir
şey belki biraz anlaşılabilir.İnsanın bir ömrünü;gençliğini,üniversite
yıllarını,çocuklarının dünyaya geldiği yılları birinci işi olan inandığı dünya
için yaşamı değiştirmek için özgürlük için,herkesin eşit yaşayabileceği bir
dünya hayallerini gerçekleştirmek için yaşayacak ve yanında sağında solunda
binlerce yakınını kaybedecek dönecek ırk ve din temeline dayalı bir partide
makam sahibi olacak.O makamlar belki bugün rahat ve yumuşaktır ancak insanın
yüreğinde bir vicdan diye kendini yargılayan iç kontrol mekanizması varsa o
nasıl tepki verir bilemem.İşte bugünün alkışçıları,dünü unutup hafıza kaybı olan
toplumun birer parçası oldular.Bu benim sadece kendi duygularım herkes istediği
gibi elbette yaşar ancak hem o,hem bu hepsini ben bilirim,eğer demokrasi ise onu
da ben getiririm bu bitti,bu yıllar artık kararlılığın yaşandığı yıllar
olmalı,özellikle bizler için karşı duruşlar belirginleşmeli,ikircikli tavırlar
azalan zamanımızda tek şeyi getiriyor " geçmişe ihanet".
Gelelim tekrar protokol işine;
Ey Halk,
En fazla inandıklarını söyleyenler, bu oy
verdiğiniz kesim sizlerle inançlarını dahi ayni mekanda yerine
getirmiyor.Alışveriş yerleriniz ayrı;halk pazarı-plaza,yemek yiyebilirseniz
onların ki restoran sizinki aşevi,çocuklarınızın okulları ABD-kaçak kuran
kursları(bina çöküp toprak altında kalınca ;Allah'ın iyi kuluymuş mukaddes yerde
göçtü gitti,Allah hepimize böyle ölümler nasip etsin.) ve sıralayamayacağımız
kadar uzayıp giden liste.
Ancak şimdi ramazan yaklaşıyor;hanım efendi o
şık,güzel görüntüsüyle kapınızı çalacak,elleri kolları dolu olarak,mübarek
günlerde! gönül alacak.
Müslümanlığın gereğini yerine getirmiş olacak
kendi paralarınızla size de bu ziyaret yetecek; "cumhurbaşkanı,başbakan'ın
karısı kapınızı çaldı." tamam bu yetecek.Belki de benim dahi görüntülerin
den etkilendiğim yer sofrası ve paylaşılan bir tas çorba.Alacak bütün gazeteler
televizyonlar aman abartacakta,abartacak sanki gidilen yerde yaşayanlar insan
değil,bu ülkenin vatandaşı değil, "kocaman insanlar o evlere girdi ne denli
mütevazı, nedenli halk insanları" dinleyin durun.
İnançla ilgili bölümde benim
değerlendirmelerim,benim inanca bakışım,insanın sadece ve sadece kendi
yaşayacağı bir duygu,inançsızlıkta ayni.tamamen kişilere kalmış asla devletin
desteklemeyeceği,katkı sunmayacağı,tarafsızlığını koruyacağı bir dünya.İşte
itirazlarım burada başlıyor;ekmeğimi küçültüp,çalarak "protokol cami"
yapılmasına karşıyım,sonuna kadar bağıran cami imamının çevre kirliliği
yaratmasına karşıyım, inançlarını inandığı gibi yaşamak isteyenlere müdahale
edip "aslında siz böyle değil böylesiniz" diyerek toplumun kültürünü,inancını
kendince yorumlayan siyasetçilere ve onların yardakçılarına da karşıyım.Bana
şimdi her şeye karşısın diyeceksiniz.Savunduklarım ve düşlerim,yıllarımda
sadece özgürlüklere,insan haklarına,barış,demokrasiye,cumhuriyete,laikliğe(ancak
bu ülkemizde yaşanan değil)ulaşma çabası yolunda geçti.Ne kadar kaldıysa devam
da edecek.18.08.2008
Emel Sungur