|

Ali Biçim yazdı
|
Dün gece, 1994 Stephen King yazı dizisinin, Frank Darabont tarafından yönetilmiş, The Shawshank Redemption filmini izledim. Şu aralar, bu zamana kadar kült ve en güzel filmler diye yutturulmuş, beyinlere nakledilmiş filmleri izlemekle geçiyor, günlerim. Evet, hepsini izlemeye çalışıyorum. Çok film izlemek, farklı düşünmeyi ve seçmede algıyı geliştiriyor. Daha iyi karar vermeyi ve iyiyi-kötüyü ayırmayı sağlıyor.
Pulp Fiction, Fight Club filmleri her ne kadar kendi klasmanında bana "eh, yani" dedirttirse de, bir The Shawshank Redemption filmi de kültün karekökünün kareköküdür. İnsanların kült film anlayışını gerçekten anlayamıyorum. Film izlerken neye bakıyoruz? Oyunculuğa mı? Yönetmene mi? Bütçeye mi? Senariste mi? Gerçekten, hiçbir etki altında kalmadan hepsine aynı anda bakan kaç sinema izleyicisi var? Maksat, izlemiş olmak için tüm filmleri izleyip, ortamlarda "sen bunu izledin de mi konuşuyorsun?" demek veya "sen onun kaç filmini izledin" diyip de, dünden ezberlenmiş film ve yönetmen isimlerini arkadaş ortamlarında dile getirmek mi? Hayır, sinema hiç de bu kadar basit bir şey değil.
The Shawshank Redemption filmi, her ne kadar 1994 yapımı olsa da ve ben aradan 14 sene geçmiş olmasına rağmen, taze taze izlemişsem, hiç de benim suçum ve o zaman izleyenin suçu değil. Bu bir suç değil zaten. İnsanlar, geliştiklerini hissettikleri zaman, okuduğu kitapları, izlediği filmleri, gezdiği yerleri, dinlediği müzikleri tekrar dinlemeliler, okumalılar, gezmeliler ve izlemeliler. Maksat, yapıldığı zamanlarda değil, olgunken, anlayabilecek kapasiteye sahipken izlemek. Tabii ki, sen seversin ben sevmem, ben severim, sen sevmezsin. Bunlar olacak ve olmaya devam eden şeyler. Fakat, sinema duygusu, her insana bahsedilmiş bir şey değil sanırım. Dile getiriyorum hep yazılarımda. Sinema ve müzik konusu, gerçekten çok ciddi bir sınıf.
Size tavsiyem, bu zamana kadar kült film diye yutturulan tüm zırvaları, kendinizi olgun ve gerçekten iyi hissettiğiniz zaman tekrar izleyin. Bunalacaksınız, sıkılacaksınız, yarıda keseceksiniz; ama şunun garantisini verebilirim; bundan sonra iyiyi seçmekte hiçte zorlanmayacaksınız.
Quentin Tarantino saçma sapan kan efektleri ile sözde sinemada yarata dursun, biz ise 2008'in, gerçekten kült film adayı olan Batman The Dark Knight filminin, gencecik yaşta hayatını kaybetmiş aktörü, Healt Ledger'inin performansını tekrar tekrar izleyelim.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|