|

Kenan Göçer: Bugünlerde RTÜK, kamuoyundan çok gizli olarak yürütülen bir yasa tasarısı üzerindeki çalışmalarını nihayetlendirmek üzere...
Zahid AKMAN'a çok yakın uzmanlarca kaleme alınan taslaktan bazı noktalar, bize kadar ulaştı.
Doğrusu, çok heyecanlandım ve de sevindim. İşler yavaş yavaş yoluna giriyor galiba, dedim.
Yıllardır yakınıla gelen bir konu vardır…
Hemen hemen her kesimden insan, kamuya mal olmuş isimler, kurumlar ve markalara atılan çamurlar, iftiralar ve yalan haberler ile hayatları kararan ve zarara uğrayan bir sürü mağduriyet dosyaları, mahkemelerin en yekûnlu işleri arasında bulunyor.
Hükümetin de bu konuda gerçekten çok sıkıntıları var. Kamuoyu, R. Tayip ERDOĞAN'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na adaylığını açıkladığı günlerde, Hürriyet gazetesinin attığı "Vay Tayyip Ağa, Vay!" manşetini hiç unutmuyor.
Gün geçmiyor ki medyada, bir kişiye, kuruma ve markaya karşı yıpratıcı yayınlar ve haberler yapılmamış olsun. Mağdur olan kişi, kurum ve marka ise, eğer mahkemede dava açacak vakti ve parası varsa, atılan çamurun, iftiranın ve suçsuzluğunun ortaya çıkarılması için mahkeme kapılarında sürünür de sürünür…
Oysa atı alan Üsküdar'ı geçmiştir bile…
Çamur ve iftira, yapacağını yapmıştır…
Siz, doğrusunu mahkemeden teyit ettirseniz bile, iftirayı atan medya organlarında düzeltme metinlerine ya hiç yer verilmez, ya da hiç izlenmeyen/dinlenmeyen bir saatte veya sayfada -gazetelerde genelde arka sayfalarda- küçücük, okunamayacak kadar küçük olarak yer alır.
Hayatınız öyle bir kararır ki, gittiğiniz her yerde size artık o gözle bakıldığını fark edersiniz…
Çünkü hafızalar, manşetleri hatırlar.
Siz istediğiniz kadar, ben onu düzelttim deyin, belki dostlarınız bile sizi dinleme tenezzülünde bulunmayacaktır.
Bu konuda literatür fazlasıyla verimlidir…
Merkez medyanın peşinde olduğu ve sır gibi saklanan tasarının felsefesi, şöyle tarif ediliyor: "Erkeksen davran!". Yalan haber, iftira vs. iletişim aracında (gazete, tv, radyo, internet,) ne kadar yer kaplamış ise, mahkemece verilen düzeltme metni de, aynı büyüklükte, sürede ve alanda yer alacak.
Ayrıntıya geçelim de, bazı yüreklere su serpilmiş olsun…
Diyelim ki siz, çok büyük bir gazetesiniz…
Bugünlerde -hele de yerel seçimler yaklaşırken yalan haberlerin daha da artacağı düşünülürse-, bir adaya öyle bir çamur attınız ki, seçimlerde kaybetmesine neden oldunuz. Veya aday, seçimleri bu iftiralara rağmen kazanmış da olabilir… İftira haberi, hangi sayfadan, kaç punto, manşetten mi vs. özelliklerine göre, düzeltme metni de aynı şekilde aynı özelliklere göre yayınlanması öngörülüyor.
Bitmedi… Ve bu düzeltme metni, üç gün aynı şekilde ardı ardına yayınlanacak. Yayınlamayanın cezası ise, son haftanın satış rakamlarının 20 YTL ile çarpımı ile bulunacak rakam olacak.
Diyelim ki siz Hürriyet gazetesisiniz. Yalan haber yaptınız ve mahkemece tespit edildi. Son haftanın satış rakamı ise, mahkemenin tespit tarihinden önceki son satış rakamınız olan, dört yüz bin. Buna göre cezanız: Dört yüz bin çarpı yirmi YTL. O da, sekiz trilyon eder, başka bir deyişle, sekiz milyon ytl.
Mahkemece verilen düzeltme metni, yalan haberin yer aldığı alanda, puntoda ve sayfada, tam üç gün boyunca sürecek. Merkez medyayı küplere bindirecek en cerbezeli konu da burası oluyor zaten. Bu da, gazetenin güvenilirliğine ve reklâmlarına doğrudan etki edeceği için, bundan böyle Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet ve Radikal gibi gazetelerin, yalan haber ve iftiralara, yer vermeme eğilimine girmesine sebep olacak.
Bu cezanın % 20'si, Danıştay'ın bölgelere yayılan, yani yeni ve başka bir adalet projesinin parçası olan "bölge danıştayları"nın kurulmasının maliyeti için ayrılacak. Bu da nerden çıktı demeyin. Şu an Adalet Bakanlığı'nın üstünde durduğu ve sağır sultanın bile duyduğu bir proje bu. Danıştay, o sebeple de hükümetle çok gergin.
Biz tekrar konumuza dönelim.
Diyelim ki siz bir internet haber sitesisiniz…
Köşe yazarınızın biri, bir yalan haber yazdı ve mahkemece tespit edildi. Cezanız, mahkemenin tespit tarihindeki son ayın tıklamalar ortalamasının 20 YTL ile çarpımı olacak. Bölge Danıştaylarının inşa ve nakil masrafları için bu cezadan ayrılacak pay ise, kesilen cezanın % 20'si olacak.
Buradan anladığımız bir başka husus şudur:
RTÜK'ün bundan böyle, internet tıklama takibini yapacak bir organizasyonun faaliyete geçirilmesi için çalışmalara başlayacağıdır…
Desenize, yandı gülüm keten helva!
Kenan Göçer
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|