Enerji

İran Savaşı OPEC+’ın Petrol Piyasasındaki Etkisini Zayıflattı

Hürmüz Boğazı’ndaki aksama OPEC+’ın üretim gücünü sınırlarken, Çin’in petrol ithalatındaki sert düşüş küresel fiyatlar üzerinde belirleyici hale geldi.

İran savaşının altıncı ayında küresel petrol piyasasındaki dengeler değişirken, OPEC+’ın dünya petrol üretimindeki payı temmuzda yaklaşık yüzde 40’a geriledi. Savaş öncesinde bu oran yüzde 48’in üzerindeydi. Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat sorunları ve bölgedeki enerji altyapısının zarar görmesi, üretici grubun arzı değiştirerek fiyatları yönlendirme kabiliyetini önemli ölçüde sınırladı.

OPEC+’ın pazar payındaki düşüşün yaklaşık 4-5 puanlık bölümü, Birleşik Arap Emirlikleri’nin mayıs ayında OPEC’ten ayrılmasından kaynaklandı. Suudi Arabistan ve Rusya’nın da aralarında bulunduğu yedi temel OPEC+ üreticisinin temmuz itibarıyla dünya petrol üretimindeki toplam payı ise yaklaşık dörtte bire indi.

Üretim Artışı Kararları Piyasaya Yansımadı

OPEC+ çekirdek grubu mart ayından bu yana altı kez üretim artışı açıkladı. Ancak Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanması, Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt gibi önemli üreticilerin petrolü dünya pazarına ulaştırmasını zorlaştırdığı için bu kararların büyük bölümü fiili arz artışına dönüşemedi.

Geçmişte petrol piyasası OPEC+’ın ne kadar üretim yapmayı tercih edeceğine odaklanırken, savaş koşullarında temel sorun üreticilerin ne kadar petrolü fiziksel olarak çıkarıp ihraç edebildiğine dönüştü. Bu nedenle grubun açıklamaları ve üretim kararlarının fiyatlar üzerindeki etkisi de önceki yıllara kıyasla azaldı.

Çin Küresel Petrol Talebinde Daha Belirleyici Hale Geldi

Piyasadaki diğer büyük değişim Çin’den geldi. Savaşın başlamasından bu yana Çin’in petrol alımları geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 400 milyon varil azaldı. Daha düşük rafineri üretimi, yakıt ihracatına yönelik kısıtlamalar ve elektrikli ulaşımın yaygınlaşması düşüşün başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.

Çin’in daha düşük talebi, Orta Doğu’daki büyük arz kaybına rağmen petrol fiyatlarının daha fazla yükselmesini sınırlayan unsurlardan biri oldu. Bir yıl önce Çin’deki güçlü alımlar küresel petrol talebi artışının önemli bölümünü oluştururken, 2026’da ülkenin tüketimindeki gerileme piyasanın dengelenmesinde daha büyük rol oynuyor.

Bu tablo Çin’i petrol piyasasında bir tür “değişken talep merkezi” konumuna taşırken, geleneksel olarak arzı artırıp azaltarak piyasayı dengeleyen OPEC+’ın hareket alanını daralttı.

Çin aynı zamanda İran petrolünün en önemli müşterisi olmayı sürdürüyor. Ancak savaş ve ABD’nin İran’ın deniz taşımacılığına yönelik baskısı nedeniyle İran’dan Çin’e sevkiyatlar da geriledi. Ağustos ayında İran petrolünün Çin’e günlük sevkiyatının yaklaşık 534 bin varile düştüğü tahmin edilirken, 2025 ortalaması günlük 1,4 milyon varil seviyesindeydi.

OPEC+ kararlarının yeniden daha güçlü piyasa etkisi yaratabilmesi, bölgedeki üretim kapasitesinden çok ihracat yollarının normalleşmesine bağlı hale geldi. Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamalar sürdüğü sürece grubun kâğıt üzerindeki üretim kapasitesi ile piyasaya ulaştırabildiği petrol miktarı arasındaki farkın devam etmesi bekleniyor.