Avrupa

Almanya’da AfD Yasağı Tartışması Yeniden Alevlendi

Almanya’da AfD’nin yasaklanması yeniden tartışılıyor. SPD hukuki inceleme isterken CDU, olası bir yasak davasının siyasi risklerine dikkat çekiyor.

Almanya’da yaklaşan eyalet seçimleri öncesinde AfD yasağı yeniden ülke siyasetinin başlıca tartışma konularından biri haline geldi. Sosyal Demokrat Parti’nin üst yönetimi olası bir yasak sürecinin hukuken değerlendirilmesini savunurken, Başbakan Friedrich Merz’in liderliğindeki CDU böyle bir girişime temkinli yaklaşıyor.

Başbakan Yardımcısı, Maliye Bakanı ve SPD Eş Genel Başkanı Lars Klingbeil, AfD’ye yönelik hukuki seçeneklerin incelenmesi gerektiğini savundu. Klingbeil, anayasal düzeni korumanın demokratik kurumların sorumluluğu olduğunu belirtirken, tartışmanın yalnızca siyasi rekabet çerçevesinde ele alınmaması gerektiği görüşünü dile getirdi.

GFF Raporu AfD Tartışmasını Yeniden Gündeme Taşıdı

Tartışmanın yeniden hız kazanmasında sivil toplum kuruluşu Gesellschaft für Freiheitsrechte tarafından hazırlanan kapsamlı hukuk raporu etkili oldu. Sekiz uzmanın 13 aylık çalışması sonucunda hazırlanan yaklaşık 1.500 sayfalık raporda, üç milyondan fazla kamuya açık içerik incelendi ve 2 bin 500’ün üzerinde bulgu değerlendirildi.

Raporda AfD’nin demokrasi ilkesi ile insan onurunun korunmasına ilişkin anayasal esaslarla çatışan bir siyasi çizgi izlediği öne sürüldü. Ancak AfD’nin anayasaya aykırı olup olmadığına ilişkin bağlayıcı karar verme yetkisi yalnızca Federal Anayasa Mahkemesi’ne ait bulunuyor.

Ağustos ayında binden fazla hukukçu da federal hükümet ve Federal Meclis’e yönelik açık mektuba imza atarak olası bir yasak başvurusunun değerlendirilmesini istedi. Bu çağrılar, AfD yasağı tartışmasının hem siyasi hem de hukuki boyutuyla yeniden yoğunlaşmasına yol açtı.

CDU Yasak Sürecine Temkinli Yaklaşıyor

CDU cephesinde ise olası bir yasak davasına ilişkin ciddi çekinceler bulunuyor. Friedrich Merz ve partisindeki bazı isimler, uzun sürebilecek ve sonucu belirsiz bir davanın başarısız olması halinde AfD’nin siyasi olarak güçlenebileceği görüşünü savunuyor.

Tartışma özellikle eylül ayında Almanya’nın doğusundaki bazı eyaletlerde yapılacak seçimler öncesinde önem kazandı. AfD’nin özellikle doğu eyaletlerinde yüksek destek oranlarına ulaşması, partinin geleceği ve diğer partilerin AfD ile ilişkilerinde uyguladığı siyasi mesafenin yeniden tartışılmasına neden oluyor.

AfD Hakkındaki İstihbarat Sınıflandırması da Yargıda

Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı, AfD’yi 2025 yılında daha ağır bir aşırı sağ sınıflandırmasına tabi tutmuştu. AfD’nin itirazı üzerine Köln İdare Mahkemesi Şubat 2026’da bu sınıflandırmanın ana dava sonuçlanıncaya kadar kullanılmasını geçici olarak durdurdu.

Mahkeme, parti içindeki bazı anayasa karşıtı eğilimlere ilişkin güçlü şüpheler bulunduğunu değerlendirirken, mevcut aşamada bunların bütün partiyi kesin biçimde tanımlamak için yeterli olmadığı sonucuna vardı. AfD ise kendisine yönelik suçlamaları reddediyor ve hakkındaki değerlendirmelere karşı hukuk yollarına başvuruyor.

Parti Yasağında Kararı Anayasa Mahkemesi Veriyor

Alman hukukuna göre bir siyasi partinin yasaklanması için Federal Anayasa Mahkemesi’nde dava açılması gerekiyor. Başvuruyu yalnızca federal hükümet, Federal Meclis veya eyaletlerin temsil edildiği Federal Konsey yapabiliyor. Parti yasağı için anayasal düzene karşı amaçların bulunmasının yanı sıra, bu amaçların hayata geçirilmesine yönelik somut ve etkili bir siyasi kapasitenin de değerlendirilmesi gerekiyor.

Federal Almanya tarihinde şimdiye kadar iki siyasi parti yasaklandı. Sosyalist Reich Partisi 1952’de, Almanya Komünist Partisi ise 1956’da kapatıldı. Federal Anayasa Mahkemesi 2017’de aşırı sağcı NPD’nin anayasa karşıtı hedefler taşıdığı sonucuna varmasına rağmen, bu hedefleri gerçekleştirebilecek siyasi ağırlığa sahip olmadığı gerekçesiyle partiyi yasaklamadı.