Ekşi Sözlük’ün İlk Yılları: SSG, Moderatörler, Entry Kültürü ve Facebook Dönemi
Ekşi Sözlük 1999’da nasıl kuruldu? SSG’den ilk entry’ye, çaylaklık ve gönüllü moderasyondan Facebook dönemine uzanan internet kültürü tarihi.
Facebook, YouTube ve Twitter henüz ortada yokken Türkiye’de kullanıcıların kendi içeriklerini ürettiği farklı bir internet topluluğu doğdu. Ekşi Sözlük, Sedat Kapanoğlu tarafından 15 Şubat 1999’da kuruldu ve kısa sürede “entry”, “yazar”, “çaylak”, “uçurulmak” ve “moderatör” gibi kendine özgü kavramları bulunan bir dijital kültüre dönüştü. İlk yıllarda birkaç kişinin kullandığı proje, 2000’lerde Türkiye internetinin en tanınan kullanıcı üretimli platformlarından biri haline geldi.
Ekşi Sözlük Ne Zaman ve Kim Tarafından Kuruldu?
Ekşi Sözlük, internette “ssg” kullanıcı adıyla tanınan yazılımcı Sedat Kapanoğlu tarafından 15 Şubat 1999’da yayına açıldı.
Proje başlangıçta bağımsız bir site olarak değil, Kapanoğlu’nun hazırladığı Sourtimes adlı internet sitesinin bir bölümü olarak tasarlanmıştı. Sözlük ilk döneminde sourtimes.org altında çalışıyordu. Zamanla sitenin diğer bölümlerinden daha fazla ilgi gördü ve projenin merkezi haline geldi.
Kapanoğlu daha sonraki anlatımlarında Douglas Adams’ın Otostopçunun Galaksi Rehberi eserindeki, farklı kişiler tarafından sürekli güncellenen büyük bilgi kaynağının sözlük fikrinin esin kaynaklarından biri olduğunu anlattı.
Ekşi Sözlük’ün İlk Entry’si Neydi?
Ekşi Sözlük tarihindeki 1 numaralı entry “pena” başlığına Sedat Kapanoğlu tarafından girildi. Gitar çalarken kullanılan penayı tanımlayan son derece kısa bir metindi.
Bu ilk içerik, daha sonra sözlüğün temel çalışma biçimine dönüşecek yapıyı da gösteriyordu: Bir kullanıcı bir kavram hakkında başlık açıyor, başka kullanıcılar aynı başlığa kendi tanım, gözlem, bilgi veya yorumlarını ekliyordu.
“Entry” İngilizcedeki kayıt veya girdi anlamından geliyor. Türkçede zaman zaman “girdi” karşılığı kullanılsa da Ekşi Sözlük ve ardından kurulan diğer katılımcı sözlükler sayesinde kelimenin İngilizce biçimi Türkiye internet jargonuna yerleşti.
Ekşi Sözlük İlk Yıllarda Nasıl Büyüdü?
Sözlük ilk açıldığında bugünkü büyük kullanıcı platformlarından oldukça farklı ölçekteydi. Kuruluş dönemine ilişkin anlatımlarda ilk kullanıcı grubunun yaklaşık 10-15 kişiden oluştuğu belirtiliyor.
İlk büyüme büyük ölçüde arkadaş çevrelerinin birbirlerini siteye davet etmesiyle gerçekleşti. Yeni gelen kullanıcılar kendi çevrelerini getiriyor, başlık ve entry sayısı arttıkça site daha geniş bir bilgi ve mizah arşivine dönüşüyordu.
Eski röportajında Guru da Sedat Kapanoğlu’nu 1990’ların ortalarından beri tanıdığını ve erken dönem sözlük topluluğunun önemli bölümünün birbirleriyle internetten veya kişisel çevrelerden bağlantılı kişilerden oluştuğunu anlatıyordu.
1999’un sonuna gelindiğinde sözlüğün kullanıcı kitlesi kuruluş günlerindeki birkaç kişilik çevrenin çok ötesine geçmişti. Bu büyüme, daha sonraki yıllarda üyelik ve moderasyon mekanizmalarının da yeniden düzenlenmesini gerektirdi.
Entry Kültürü Nasıl Çalışıyordu?
Ekşi Sözlük’teki temel içerik birimi entry’ydi. Başlık ise hakkında yazılan kavram, kişi, olay veya ifadeyi temsil ediyordu.
Klasik sözlük mantığından esinlenen ilk formatta kullanıcının başlığa doğrudan bir tanım veya kendi başına anlamlı bir metin yazması bekleniyordu. Başka bir yazara yalnızca “katılıyorum” diye cevap vermek veya forum mantığında karşılıklı konuşma oluşturmak sözlük formatının özü değildi.
Zamanla kullanım biçimleri genişledi. Kişisel anılar, mizahi tanımlar, gündelik hayat gözlemleri, kültür-sanat yorumları ve güncel olaylara ilişkin değerlendirmeler de entry formatının bir parçası haline geldi.
Bu esneklik Ekşi Sözlük’ün hem gücü hem de temel karakteristiklerinden biri oldu. Platform ansiklopedi gibi doğruluğu denetlenmiş tek bir ortak metin üretmiyor; aynı başlık altında birbirinden farklı, hatta birbiriyle çelişen kullanıcı anlatımlarını yan yana tutuyordu.
Ekşi Sözlük Klasik Forumlardan Nasıl Ayrılıyordu?
1990’ların sonu ve 2000’lerin başında internet topluluklarının önemli bölümü forumlarda örgütleniyordu. Forumlarda bir kullanıcı konu açıyor, sonraki kullanıcılar sırayla önceki mesajlara cevap veriyordu.
Ekşi Sözlük’te ise merkezde sohbet dizisi değil başlık vardı. Kullanıcıların birbirine cevap vermesinden çok aynı kavram hakkında bağımsız entry’ler oluşturması bekleniyordu.
Örneğin bir forumda “İstanbul’da yaşamak” konusu açılıp kullanıcıların birbirleriyle konuşması mümkünken sözlükte “İstanbul’da yaşamak” başlığı altında yıllar boyunca farklı insanların bağımsız gözlemleri birikebiliyordu.
Bu yapı sözlüğün geçmiş içeriğini de kalıcı hale getirdi. Yıllar önce açılmış bir başlık yeni bir entry geldiğinde yeniden görünür olabiliyor, eski ve yeni kullanıcı deneyimleri aynı sayfada buluşabiliyordu.
Moderatörler Ne Yapıyordu?
Kullanıcı sayısı arttıkça içeriklerin sözlük formatına ve site kurallarına uygun tutulması için moderasyon sistemi önem kazandı.
Erken dönem Ekşi Sözlük moderatörleri; hatalı başlıkları düzeltme, sözlük formatına uymayan entry’leri değerlendirme, aynı anlamdaki başlıkların düzenlenmesi ve kuralları sürekli ihlal eden hesaplara yönelik işlemler gibi görevler üstleniyordu.
2008 tarihli bir röportajında Guru, dönemin moderatörlüğünü gönüllülük temelinde yürütülen bir topluluk işi olarak anlatıyordu. Yani moderatörlük erken dönemde klasik anlamda maaşlı bir editör kadrosundan çok, sözlüğün deneyimli kullanıcılarının üstlendiği bir sorumluluk biçimiydi.
Ekşi Sözlük’ün kendi erken dönem tartışmalarında da moderasyonun sabit çalışma saatleri bulunmayan gönüllü bir faaliyet olarak tarif edildiği görülüyor.
Entry’ler Neden Siliniyordu?
Erken dönemde moderasyonun temel ölçütlerinden biri entry’nin kişisel olarak beğenilip beğenilmemesi değil, sözlük formatına ve kurallarına uygunluğu idi.
Bu ayrım özellikle çaylaklık sisteminde önemliydi. Moderatörler bir entry’nin görüşüne katılmasa bile yalnızca siyasi, kültürel veya kişisel fikri nedeniyle silinmemesi gerektiği yönünde bir moderasyon anlayışı tarif ediliyordu.
Buna karşılık başlıkla ilgisiz içerikler, yalnızca başka kullanıcıya cevap niteliğindeki metinler, format ihlalleri veya platform kurallarına aykırı içerikler moderasyon işlemine konu olabiliyordu.
Sistem zaman içinde defalarca değişti. Bu nedenle 2000’lerin başındaki moderasyon uygulamalarını bugünkü Ekşi Sözlük kurallarıyla birebir aynı kabul etmek doğru değil.
“Uçurulmak” Ne Demekti?
Ekşi Sözlük’ün kendi jargonunda “uçurulmak”, bir yazar hesabının sözlükten çıkarılması veya yazarlığının sona erdirilmesi anlamında kullanıldı.
Kuralları tekrarlayan biçimde ihlal eden kullanıcılara ilişkin üyelik işlemleri zaman içinde farklı biçimler aldı. Bazı dönemlerde kullanıcı yeniden çaylak statüsüne düşürülebiliyor, bazı durumlarda yazarlık hesabı kapatılabiliyordu.
“Uçmak”, “uçurulmak”, “çaylak olmak” gibi ifadeler zamanla teknik kullanıcı durumlarını anlatmanın ötesine geçerek sözlük kültürünün ortak diline dönüştü.
Çaylaklık Sistemi Nasıl Ortaya Çıktı?
Ekşi Sözlük’ün ilk döneminde yazar olmak daha doğrudan bir süreçti. Kullanıcı sayısının hızla artmasıyla birlikte yeni üyelerin sözlük formatını öğrenmesi ve içeriklerinin değerlendirilmesi amacıyla çaylaklık sistemi geliştirildi.
Çaylaklar, tam yazarlık statüsü verilmeden önce belirli sayıda deneme entry’si hazırlıyordu. Uzun süre kullanılan sistemde adaylardan 10 entry girmeleri isteniyor, bu metinler moderasyon tarafından format açısından değerlendiriliyordu.
Uygun bulunan adaylar yazar statüsüne geçiriliyor ve entry’leri bütün kullanıcılar tarafından görülebilir hale geliyordu.
Ancak çaylaklık ve yazar kabul sistemi Ekşi Sözlük tarihi boyunca birçok kez değiştirildi. Kayıtların açıldığı veya kapandığı dönemler, toplu yazar alımları, bekleme listeleri ve farklı değerlendirme modelleri uygulandı.
“Nesil” Kavramı Ne Anlama Geliyordu?
Yazarların sözlüğe kabul edildiği farklı dönemler “nesil” adı verilen gruplarla anılmaya başladı. Birinci nesil, ikinci nesil veya daha sonraki nesiller ifadeleri kullanıcının hangi yazar alımı döneminde sisteme dahil olduğunu gösteriyordu.
Bu teknik ayrım kısa sürede topluluk kimliğinin parçasına dönüştü. Eski nesil ile yeni nesil kullanıcıların sözlük kültürü, yazım biçimi ve kuralları nasıl yorumladığı yıllar boyunca sözlük içindeki tartışma konularından biri oldu.
Böylece kullanıcı hesabının açılış dönemi bile platformun kendi alt kültüründe bir kimlik göstergesi haline geldi.
Gammaz Sistemi Neydi?
İçerik sayısı büyüdükçe bütün entry’lerin yalnızca birkaç moderatör tarafından takip edilmesi mümkün değildi. Bu nedenle topluluğun kendisinin moderasyona yardım ettiği sistemler geliştirildi.
“Gammaz” olarak adlandırılan kullanıcılar, sözlük kurallarına aykırı olduğunu düşündükleri içerikleri moderasyona bildirebiliyordu. Son karar doğrudan gammaz tarafından değil moderasyon mekanizması içinde veriliyordu.
Bu model, bugünkü sosyal ağlardaki “şikâyet et” veya topluluk moderasyonu sistemlerinin daha erken örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Platform büyüdükçe moderasyon yalnızca merkezî bir ekip işi olmaktan çıkıp kullanıcıların da ihlalleri bildirdiği karma bir yapıya dönüştü.
2000’lerde Ekşi Sözlük Kültürü Neden Büyüdü?
Ekşi Sözlük’ün büyümesini yalnızca sitenin teknik özellikleriyle açıklamak yeterli değil. Platform, Türkiye’de internet erişiminin yaygınlaştığı ancak sosyal medyanın henüz gündelik hayatı tamamen kaplamadığı dönemde ortaya çıktı.
Kullanıcıların kendi web sitesi açmadan veya teknik bilgiye ihtiyaç duymadan geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabilecekleri alanlar sınırlıydı. Sözlük bu ihtiyacı basit bir mekanizmayla karşılıyordu: Başlığı bul, entry’ni yaz ve kolektif arşive ekle.
Takma adla yazma kültürü de etkiliydi. Kullanıcıların gerçek isimlerinden ziyade “nick”leriyle tanınması, sözlüğün kendine özgü karakterlerinin ve iç referanslarının oluşmasını kolaylaştırdı.
Başlık açma, “bkz” bağlantıları, entry numaraları, nesiller, çaylaklar ve moderatörler zamanla yalnızca sitenin teknik araçları değil, ayrı bir internet alt kültürünün dili haline geldi.
Sözlük Formatı Neden Türkiye’de Bu Kadar Çok Kopyalandı?
Ekşi Sözlük’ün popülerleşmesinin ardından benzer altyapıyı kullanan çok sayıda “katılımcı sözlük” ortaya çıktı. Üniversiteler, şehirler, meslek grupları ve farklı topluluklar kendi sözlüklerini kurmaya başladı.
2004’te İTÜ Sözlük, 2005’te Uludağ Sözlük ve sonraki yıllarda İnci Sözlük gibi geniş kitlelere ulaşan örnekler ortaya çıktı. Bunun yanında yüzlerce küçük üniversite ve tema sözlüğü kuruldu.
Bu çoğalmanın temel nedenlerinden biri formatın sadeliğiydi. Platformun bir haber sitesi gibi sürekli editoryal içerik üretmesine gerek yoktu. İçeriğin tamamına yakını kullanıcı topluluğu tarafından oluşturuluyordu.
Ekşi Sözlük böylece yalnızca başarılı bir internet sitesi değil, Türkiye’ye özgü geniş bir katılımcı sözlük ekosisteminin başlangıç noktası haline geldi.
2008’de Facebook’ta Çalışan Bir Ekşi Sözlük Moderatörü
Eski Guru röportajındaki en dikkat çekici teknoloji tarihi ayrıntılarından biri, moderatörün o sırada Facebook’ta Site Reliability Engineer olarak çalıştığını anlatmasıydı.
Guru, görevini Facebook’un 24 saat boyunca sağlıklı ve erişilebilir kalmasını sağlayan sistemler üzerinde çalışmak şeklinde açıklıyordu. Kendisi Mart 2008’de Ekşi Sözlük’te “site reliability engineer” başlığına yazdığı entry’de de bu işi, çok büyük trafik alan internet hizmetlerinin kesintisiz çalışmasını sağlamakla ilişkili bir mühendislik disiplini olarak tanımlamıştı.
Bu ayrıntı dönemin internet tarihini anlamak açısından önemli. Ekşi Sözlük gibi 1990’ların sonunun nispeten küçük kullanıcı topluluklarında yetişen internet kuşağından bazı kişiler, birkaç yıl sonra Facebook gibi yüz milyonlarca kullanıcıya hizmet veren küresel sistemlerin altyapısında çalışıyordu.
Site Reliability Engineering Nedir?
Site Reliability Engineering, kısaca SRE, büyük yazılım ve internet hizmetlerinin güvenilir, hızlı ve sürekli erişilebilir tutulması için yazılım mühendisliği yöntemlerinin sistem operasyonlarına uygulanması yaklaşımı.
Kavram Google’da 2000’lerin başında şekillendi. Google’ın kendi tanımında SRE, bir operasyon ekibinin yazılım mühendisleri tarafından tasarlanması halinde ortaya çıkacak çalışma biçimi olarak açıklanıyor.
SRE ekipleri yalnızca bir site çöktüğünde sunucuyu yeniden başlatmakla ilgilenmiyor. Sistemleri gözlemlemek, darboğazları önceden tespit etmek, kapasite planlamak, otomasyon geliştirmek, hatalara müdahale etmek ve aynı problemin tekrar yaşanmaması için yazılım üretmek işin önemli parçaları arasında.
Facebook’ta SRE Neden Önemliydi?
Facebook 2000’lerin ikinci yarısında çok hızlı büyüyordu. Kullanıcı sayısındaki her sıçrama veri tabanlarından ağ altyapısına ve web sunucularına kadar sistemin farklı katmanlarında yeni ölçek sorunları doğuruyordu.
Facebook’un mühendislik ekibi 2009’daki teknik yazılarında SRE grubunun yüz milyonlarca kullanıcıya hizmet veren sistemlerin yoğun trafik altında çalışmasını sağlamakla görevli olduğunu anlatıyordu.
Şirketin 2010’da yayımladığı ayrıntılı SRE açıklamasında ekip; sitenin 24 saat, yılın 365 günü erişilebilir kalması, hızlı çalışması, kapasitenin izlenmesi ve operasyonel sorunların çözülmesi gibi görevlerle tanımlandı. Facebook o sırada 400 milyondan fazla kullanıcıya ulaşmıştı.
Bu ölçekte birkaç dakikalık kesinti bile milyonlarca kişiyi etkileyebildiği için “site çalışıyor mu?” sorusu ayrı bir mühendislik alanına dönüşmüştü.
Facebook’un Yükselişi İnternet Kültürünü Nasıl Değiştirdi?
Ekşi Sözlük’ün doğduğu internet ile Facebook’un yükseldiği internet arasında önemli bir fark vardı. 1999’daki web daha çok kişisel siteler, forumlar, IRC kanalları ve belirli topluluk sitelerinden oluşuyordu.
Facebook gibi sosyal ağlar ise kullanıcının gerçek kimliğini, arkadaş çevresini, fotoğraflarını ve gündelik hayatını aynı platform içerisinde bir araya getirdi. İçerik artık başlık altında yıllarca biriken metinlerden çok kullanıcının kişisel akışında hızla yenilenen gönderilere dönüşmeye başladı.
Bu değişim sözlükleri ortadan kaldırmadı ancak internet kullanımındaki merkezî konumlarını değiştirdi. Kullanıcının sosyalleşme, fotoğraf paylaşma ve arkadaşlarıyla haberleşme ihtiyacının önemli bölümü sosyal ağlara taşındı.
Ekşi Sözlük ise daha çok metin, anonim veya takma adlı kimlik ve başlık merkezli arşiv yapısıyla farklı bir kullanıcı deneyimi sunmaya devam etti.
Facebook ile Ekşi Sözlük Arasındaki Temel Fark Neydi?
Facebook’un temel birimi kişi ve kişinin sosyal ağıydı. Ekşi Sözlük’ün temel birimi ise başlık ve entry idi.
Facebook’ta kullanıcı önce kendi profilini oluşturuyor, ardından arkadaşları ve takip ettiği kişiler üzerinden içerik akışı oluşuyordu. Ekşi Sözlük’te ise kullanıcının kimliğinden çok hakkında yazdığı başlık öne çıkıyordu.
Bu nedenle aynı yıllarda iki farklı internet modeli yan yana yaşadı: Gerçek kimlik ve sosyal bağlantıya dayanan sosyal ağlar ile takma isim, metin ve konu merkezli katılımcı sözlükler.
Nihat Genç Tartışması Neydi?
2008’deki bir röportajının ortaya çıkış bağlamlarından biri, yazar Nihat Genç ile Ekşi Sözlük çevresinde yaşanan bir tartışmaydı. Ancak tartışmadaki kişisel ifadelerden daha kalıcı olan konu, dönemin geleneksel medya ve internet kültürü arasındaki gerilimdi.
Gazete, televizyon ve basılı dergilerde tanınan yazarların karşısına, gerçek adı çoğu zaman bilinmeyen binlerce kullanıcının aynı başlık altında konuşabildiği yeni bir kamusal alan çıkmıştı. Editoryal hiyerarşiye dayanan klasik medya ile kullanıcı üretimli ve takma adlı internet topluluklarının otorite anlayışı aynı değildi.
Bu nedenle 2000’lerde gazeteciler, yazarlar ve sözlük kullanıcıları arasında yaşanan çok sayıda tartışma, kişisel polemiklerin ötesinde internetin medya düzenini nasıl değiştirdiğinin de erken örnekleri olarak görülebilir.
Anonimlik Ekşi Sözlük Kültürünü Nasıl Etkiledi?
Ekşi Sözlük’ün kullanıcıları tamamen teknik anlamda anonim olmak zorunda değildi ancak kamusal yüzlerinde esas olarak takma adları, yani nickleri görünüyordu.
Bu durum kullanıcıların gerçek hayattaki meslek, yaş veya sosyal statülerinin metnin önüne geçmesini azaltabiliyordu. Tanınmış bir profesyonel ile üniversite öğrencisi aynı başlığa yan yana entry girebiliyordu.
Öte yandan takma adlı ortam moderasyon ve sorumluluk konusunda yeni sorunlar da ortaya çıkardı. Hakaret, yanlış bilgi, kişisel haklar ve başkalarının özel yaşamına ilişkin içerikler, sözlük büyüdükçe hem moderasyon hem hukuk açısından daha karmaşık hale geldi.
Dolayısıyla anonimlik veya takma adlı yazarlık, sözlük kültürünün yaratıcılığını beslediği kadar yönetilmesi gereken yeni sorunlar da doğurdu.
Moderatörlük ile Editörlük Arasındaki Fark Neydi?
Geleneksel bir gazete editörü yayımlanacak metni seçebilir, düzeltebilir ve yayın politikası doğrultusunda şekillendirebilir. Ekşi Sözlük moderatörünün ideal olarak yaptığı iş bundan farklıydı.
Erken dönem anlayışında moderatörün görevi kullanıcının fikrinin doğru olup olmadığına karar vermekten çok, içeriğin sözlük formatına ve platform kurallarına uygun olup olmadığını değerlendirmekti.
Bu ayrım kullanıcı üretimli platformların temel sorunlarından birine işaret ediyor: İçeriği kullanıcı yazıyorsa platform ne kadar müdahale etmeli? Ekşi Sözlük’ün moderasyon tarihi büyük ölçüde bu soruya farklı dönemlerde verilen cevapların tarihi olarak da okunabilir.
Ekşi Sözlük’ün Türkiye İnternet Kültüründeki Yeri Nedir?
Ekşi Sözlük’ün önemi yalnızca uzun süre faaliyet gösteren bir internet sitesi olmasından kaynaklanmıyor. Platform Türkiye’de geniş ölçekli kullanıcı üretimli içeriğin sosyal medya çağından önceki en görünür örneklerinden biri oldu.
“Entry”, “çaylak”, “nesil”, “bkz”, “uçurulmak”, “şükela”, “gammaz” gibi çok sayıda kelimeyi kendi topluluğunun ortak jargonuna dönüştürdü. Bunların bir bölümü zamanla diğer sözlüklere ve daha geniş internet diline yayıldı.
Ekşi Sözlük’ün formatı onlarca benzer platform tarafından kullanıldı. Başlık merkezli kullanıcı içeriği Türkiye’de ayrı bir web sitesi türüne, “katılımcı sözlük” modeline dönüştü.
1999’da birkaç kişinin kullandığı Sourtimes bölümü olarak başlayan proje, böylece 2000’lerin web kültürünü şekillendiren yapılardan biri haline geldi.
Ekşi Sözlük’ün İlk Yıllarından Bugüne Ne Değişti?
Ekşi Sözlük 2026 itibarıyla faaliyetini sürdürüyor ancak 1999’daki platform ile bugünkü yapı arasında hem ölçek hem teknoloji hem de kullanıcı alışkanlıkları açısından büyük fark bulunuyor.
İlk yıllarda arkadaş çevresi içinde büyüyen, moderasyonu büyük ölçüde gönüllü kullanıcıların taşıdığı küçük topluluk; yıllar içinde şirketleşmiş, çok daha geniş kullanıcı ve okur kitlesine ulaşmış bir internet platformuna dönüştü.
Çaylaklık, moderasyon, içerik sıralama ve kullanıcı kabul sistemleri de bu süre boyunca defalarca değiştirildi. Bu nedenle bugünkü uygulamaları doğrudan 2000’lerin başına, eski kuralları da bugüne taşımak doğru değil.
Değişmeyen temel fikir ise büyük ölçüde aynı kaldı: Bir başlık açılıyor, farklı kullanıcılar o başlık hakkında kendi entry’lerini yazıyor ve yıllar içinde ortak bir kullanıcı arşivi oluşuyor.
Ekşi Sözlük’ün ilk dönem moderatörlerinden birinin aynı yıllarda Facebook’un dev altyapısını ayakta tutan mühendislerden biri olması da internet tarihindeki dönüşümün küçük ama anlamlı bir özeti. Bir tarafta gönüllü moderatörlerin yönettiği metin tabanlı topluluklar, diğer tarafta yüz milyonlarca kişiye kesintisiz hizmet vermek için ayrı mühendislik disiplinleri geliştiren sosyal ağlar vardı. 2000’lerin sonunda internet artık yalnızca büyümüyordu; hem topluluk yönetimi hem de teknik altyapı açısından tamamen yeni bir ölçeğe geçiyordu.