Kitap

Ahmet Tulgar Kimdir? Gazetecilik, Edebiyat ve Yazarlık Kariyeri

Ahmet Tulgar kimdir? 1959’da İstanbul’da doğan gazeteci ve yazarın eğitimini, BirGün dahil çalıştığı yayınları, romanlarını, öykülerini ve gazetecilik anlayışını inceliyoruz.

Ahmet Tulgar, yaklaşık 35 yıl boyunca gazetecilik ile edebiyatı birlikte sürdüren gazeteci, yazar ve televizyon programcısıydı. 1987’de Sabah Dergi Grubu’nda başladığı meslek hayatında Güneş, Nokta, Milliyet, Akşam, Vatan, BirGün ve Cumhuriyet gibi çok sayıda yayında çalıştı. Bir yandan röportaj, haber ve köşe yazıları kaleme alırken diğer yandan öykü ve romanlar yayımladı. Tulgar, 26 Ekim 2022’de İstanbul’da 63 yaşında hayatını kaybetti.

Eski arşivlerde de Ahmet Tulgar’la yapılmış kapsamlı bir söyleşi bulunuyordu. 2008 tarihli bu röportaj dönemin medya tartışmalarına geniş yer verse de Tulgar’ın bugün geriye kalan üretimi çok daha geniş bir alanı kapsıyor. Gazetecilik, röportajcılık, öykü, roman, deneme ve televizyon çalışmaları kariyerinin birbirine geçen parçalarını oluşturuyor.

Ahmet Tulgar Kimdir?

Ahmet Tulgar, 26 Nisan 1959’da İstanbul’da doğdu. Gazeteci ve edebiyatçı kimliğiyle tanınan Tulgar, lise öğreniminin ardından hem Türkiye’de hem de Avusturya’da üniversite eğitimi gördü.

Profesyonel gazeteciliğe 1987 yılında başlayan Tulgar, sonraki onlarca yıl boyunca muhabirlikten köşe yazarlığına, yazı işleri yöneticiliğinden televizyon programcılığına kadar farklı görevler üstlendi.

Edebiyat alanında ise ilk öykü kitabını 1989’da yayımladı. Daha sonra öykü, roman, deneme, portre ve söyleşi kitaplarından oluşan geniş bir bibliyografi bıraktı.

Ahmet Tulgar’ın Eğitim Hayatı

Tulgar, ilkokulun ardından İstanbul’daki Sankt Georg Avusturya Lisesinde öğrenim gördü.

Daha sonra Viyana Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi, Boğaziçi Üniversitesi’nde ise İngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. Biyografik kaynaklarda bu iki bölümde eğitim aldığı belirtilmekle birlikte mezuniyet bilgisi verilmediği için yükseköğrenimini tamamladığı yönünde bir çıkarım yapmak doğru olmaz.

1984 ile 1987 yılları arasında dönemin ceza mevzuatı kapsamında “yayın yoluyla komünizm propagandası” suçundan aldığı mahkûmiyet nedeniyle cezaevinde kaldı. Tahliyesinin ardından profesyonel gazetecilik kariyeri başladı.

Gazeteciliğe Nasıl Başladı?

Ahmet Tulgar 1987’de Sabah Dergi Grubu’nda gazeteciliğe başladı. Ardından farklı yayın kuruluşlarında muhabir, yazar, yönetici ve programcı olarak görev yaptı.

Kariyeri boyunca çalıştığı veya yazılarının yayımlandığı mecralar arasında şunlar bulunuyor:

  • Sabah Dergi Grubu
  • Güneş
  • Nokta
  • Milliyet
  • Akşam
  • Vatan
  • BirGün
  • Cumhuriyet
  • Evrensel
  • Radikal
  • Birikim
  • Tiroj
  • bianet
  • Gazete Duvar

Tulgar’ın gazetecilik kariyeri yalnız yazılı basınla sınırlı kalmadı. Show TV ve Hayat TV gibi televizyon kuruluşlarında da programcılık ve gazetecilik yaptı.

BirGün Dönemi

Ahmet Tulgar’ın gazetecilik yaşamındaki önemli dönemlerden biri BirGün gazetesi oldu.

Gazetenin kendi arşivindeki bilgilere göre Tulgar’ın yazıları 2004 ile 2010 yılları arasında BirGün’de yayımlandı. Bunun yanında gazetenin yönetim kademelerinde görev aldı.

BirGün kayıtlarında Tulgar’ın 2007-2008 yıllarında Yazı İşleri Müdürlüğü yaptığı, daha geniş olarak 2006-2008 döneminde farklı aktif görevlerde bulunduğu belirtiliyor. Ayrıca Yayın Danışmanı olarak da gazeteye katkı sağladı.

Bu dönem, Tulgar’ın hem güncel gazeteciliği hem de edebiyat çalışmalarını aynı anda sürdürdüğü yıllara denk geliyordu.

Muhabirlikten Yazı İşleri Yöneticiliğine

Tulgar’ın gazetecilik kariyerinin dikkat çekici özelliklerinden biri, tek bir gazetecilik rolüne bağlı kalmamasıydı. Haber ve röportaj hazırladığı dönemlerin yanı sıra köşe yazarlığı, editoryal yöneticilik ve televizyon programcılığı yaptı.

Gazeteci Fatih Polat, Tulgar’ın ölümünün ardından yaptığı değerlendirmede onun gazeteciliğinin özgün örneklerinin özellikle röportajlarında görülebileceğini belirtmişti. Tulgar’ın röportaj dili ile daha sonra öykü ve romanlarında belirginleşen edebi anlatımı arasında da bağlantı kuruyordu.

Tulgar ayrıca bianet’in gazetecilik eğitim programı Atölye BİA kapsamında mesleki deneyimlerini genç gazetecilerle paylaştı.

Ahmet Tulgar’ın Kitapları

Ahmet Tulgar’ın kitapları öykü, roman, deneme, makale, röportaj ve portre yazılarından oluşuyor. İlk kitabı Evsiz Ülke Hikâyeleri 1989’da yayımlandı.

Başlıca eserleri kronolojik olarak şöyle:

  • Evsiz Ülke Hikâyeleri, 1989
  • Şehrin Surlarındalar, 1992
  • Tam Yakalandığımız Yerden, 2004
  • Mahallede Herkes Kahramandır, 2004
  • Ne Olmuş Yani? Korsan Yazılar, 2005
  • Volkan’ın Romanı, 2006
  • Ben Onlardan Biriyim, 2007
  • Birbirimize, 2009
  • Diller, Çehreler, Barış, 2010
  • Çocuklar ve Canavarları, 2012
  • Henüz Zaman Var, 2013
  • Duygusal Anatomi, 2015
  • Trajik Nüans, 2016
  • Bakmadığınız Bir Yer Kalmıştı, 2018
  • Bakışın Ritmi, 2020
  • Arzunun Serbest Dolaşımı, 2021

Bu liste Tulgar’ın gazeteciliğinin yanında kesintisiz sayılabilecek bir edebi üretim sürdürdüğünü gösteriyor.

Evsiz Ülke Hikâyeleri Tulgar’ın İlk Öykü Kitabıydı

Evsiz Ülke Hikâyeleri, 1989’da yayımlandı ve Ahmet Tulgar’ın ilk öykü kitabı oldu.

Sonraki yıllarda Birbirimize, Duygusal Anatomi, Trajik Nüans, Bakmadığınız Bir Yer Kalmıştı ve Arzunun Serbest Dolaşımı ile öykücülüğünü sürdürdü.

Tulgar’ın öykülerinde şehir hayatı, gündelik ilişkiler, aile, yalnızlık, arzu, toplumsal baskı ve insanların birbirleriyle kurduğu kırılgan bağlar sık karşılaşılan temalar arasında yer aldı.

Şehrin Surlarındalar ve Tam Yakalandığımız Yerden

1992 tarihli Şehrin Surlarındalar, Tulgar’ın makale ve yazılarını bir araya getiren erken dönem çalışmalarından biri.

Tam Yakalandığımız Yerden ise 2004’te yayımlandı. Kitapta gazetecilikten gelen güncel gözlem ile kişisel anlatımın iç içe geçtiği metinler yer aldı.

Tulgar’ın yazarlığının ayırt edici özelliklerinden biri de bu tür sınırlarını katı biçimde ayırmamasıydı. Gazete yazısı zaman zaman edebi bir anlatıya yaklaşırken, edebi metinleri de yaşanan dönemin toplumsal gerçekliğinden izler taşıyabiliyordu.

Mahallede Herkes Kahramandır Nedir?

Mahallede Herkes Kahramandır, Tulgar’ın 2004 yılında kitaplaştırılan röportajlarından oluşuyor.

Kitap, onun gazeteciliği ile edebiyatçılığı arasındaki ilişkinin görülmesi açısından da dikkat çekici. Tulgar’ın gazetecilik kariyerinde insan hikâyelerine ve kişilerin kendi anlatımlarına verdiği önem, röportajlarında belirgin biçimde görülüyordu.

Bu çalışma aynı zamanda Tulgar’ın yalnız haber ve yorum yazarı olmadığını, uzun söyleşi ve portre gazeteciliği alanında da üretim yaptığını gösteriyor.

Volkan’ın Romanı

Tulgar’ın ilk romanı Volkan’ın Romanı 2006’da yayımlandı.

Romanın merkezinde yirmili yaşlarında bir polis olan Volkan bulunuyor. Eser, yakın dönem Türkiye’sinden izler taşıyan karakterleri aşk ve polisiye unsurlarıyla bir araya getiren bir yol hikâyesi biçiminde ilerliyor.

Kitap Türkiye dışına da ulaştı. Volkan’ın Romanı, 2013 yılında Makedonya’da Arnavutça yayımlandı.

Çocuklar ve Canavarları

Tulgar’ın ikinci romanı Çocuklar ve Canavarları 2012’de yayımlandı.

Roman, karakterlerinin birbirini sorguladığı ve zaman içinde sorgulayanla sorgulananın yer değiştirdiği bir anlatı kuruyor. Merhamet, öfke, sevgi, nefret, affetme ve yazının insan üzerindeki dönüştürücü etkisi kitabın öne çıkan temaları arasında.

Eser, Tulgar’ın gazetecilikten bağımsız biçimde roman yazarlığını da sürdürdüğünü gösteren ikinci uzun kurmaca çalışması oldu.

Duygusal Anatomi ve Trajik Nüans

2015 tarihli Duygusal Anatomi ile 2016 tarihli Trajik Nüans, Tulgar’ın sonraki dönem öykücülüğünün iki önemli kitabı.

Duygusal Anatomide bireysel duygular ile yaşanan dönemin toplumsal kırılmaları aynı hikâyelerde kesişiyor.

Trajik Nüansta ise sıradan bir gün, market alışverişi, sohbet veya yolculuk gibi gündelik ayrıntılardan başlayan öyküler karakterlerin huzursuzluklarına ve toplumsal çevrelerine doğru genişliyor.

Bakmadığınız Bir Yer Kalmıştı ve Arzunun Serbest Dolaşımı

Bakmadığınız Bir Yer Kalmıştı 2018’de, Arzunun Serbest Dolaşımı ise 2021’de yayımlandı.

Bu kitaplarda apartmanlar, sokaklar, dükkânlar, aile evleri ve gündelik şehir hayatı yalnız birer dekor değil, karakterlerin birbirleriyle ilişkisini şekillendiren alanlar olarak yer aldı.

Arzunun Serbest Dolaşımı, Tulgar’ın sağlığında yayımlanan son öykü kitabı oldu.

Bakışın Ritmi Nasıl Bir Kitap?

2020’de yayımlanan Bakışın Ritmi, Tulgar’ın farklı dönemlerde yazdığı portre ve yazıları bir araya getiren çalışmalarından biri.

Kitapta insanlara, kültürel figürlere ve toplumsal hayata yönelttiği gazeteci bakışı ile edebi anlatım yan yana geliyor.

Tulgar’ın çalışmalarında sık görülen “bakmak” ve bir kişinin gündelik hayatındaki küçük ayrıntılardan daha geniş bir hikâye kurmak, bu kitapta da belirginleşiyor.

Televizyon Programcılığı

Ahmet Tulgar, yazılı basındaki kariyerinin yanında televizyonlarda da görev yaptı. Show TV ve Hayat TV, biyografik kaynaklarda çalıştığı televizyon kuruluşları arasında gösteriliyor.

Hayatın Sesi Televizyonu’nda gazeteci Fatih Polat ile birlikte “Masa Üstü” adlı programı hazırlayıp sundu.

Televizyonculuğu, Tulgar’ın gazeteciliğindeki söyleşi ve tartışma geleneğinin ekrana taşınmış biçimlerinden biri oldu. Böylece basılı gazete ve dergilerin dışında görsel yayıncılık alanında da mesleki deneyim kazandı.

Gazetecilik ve Edebiyatı Nasıl Birlikte Sürdürdü?

Tulgar’ın meslek hayatında gazetecilik ile edebiyat birbirinden tamamen ayrılmış iki alan değildi.

Röportajlarında insanın küçük jestlerine, konuşma biçimine ve yaşadığı çevrenin ayrıntılarına dikkat etmesi, kurmaca eserlerindeki karakter anlatımına da taşındı. Öykülerinde ise güncel toplumsal olayların yarattığı duygusal ve gündelik sonuçlar sık sık görüldü.

Meslektaşlarının ölümünün ardından yaptığı değerlendirmelerde de Tulgar’ın röportaj dili ile roman ve öykülerindeki edebi yaklaşım arasında güçlü bir geçiş bulunduğuna dikkat çekildi.

Ahmet Tulgar’ın Gazetecilik Anlayışı

Ahmet Tulgar’ın 2008’de verdiği bir röportajda anlattığına göre gazetecilik, yalnız görüş sahibi olmaya değil, mesleki donanıma ve yazılan metnin sorumluluğunu üstlenmeye dayanıyordu.

Tulgar, gazetecinin kendi metninin arkasında durmasını önemli buluyor, yazarlığı yalnız kurumsal bir gazetenin kimliği içine gizlenen bir faaliyet olarak görmüyordu.

Aynı röportajda okurla kurulan ilişkinin de önemini vurguluyordu. Ona göre yazının okura ulaşabilmesi için yalnız bilgi aktarması değil, yazarın kendi sesini ve kişisel samimiyetini de taşıması gerekiyordu.

Bu yaklaşım Tulgar’ın gazeteciliğiyle edebiyatı arasındaki geçişkenliği de açıklıyor. Gazete yazılarında edebi anlatım olanaklarından yararlanırken öykülerinde de gazetecilikten gelen gözlem gücünü kullanıyordu.

Medya Tartışmalarına Yaklaşımı

Eski söyleşisinde medya sahipliği, editoryal bağımsızlık ve dönemin gazetecilik koşulları da kapsamlı biçimde tartışılıyordu.

Bunlar Tulgar’ın 2008’deki medya ortamına ilişkin değerlendirmeleriydi. Daha sonraki gelişmeleri veya günümüz medya düzenini doğrudan açıklayan güncel tespitler olarak görülmemeleri gerekir.

Biyografik açıdan önemli olan, Tulgar’ın farklı büyüklük ve yayın çizgilerindeki çok sayıda basın kuruluşunda hem muhabir hem yazar hem de yönetici olarak çalışmış olmasıydı.

Son Yıllarında Nerede Yazıyordu?

Tulgar, yaşamının son döneminde Gazete Duvar yazarları arasındaydı.

Ölümünden yalnızca bir gün önce, 25 Ekim 2022’de yaşamını yitiren sunucu ve gazeteci Halit Kıvanç üzerine bir yazı kaleme almıştı. Bu metin, Tulgar’ın yayımlanan son yazılarından biri oldu.

Bunun yanında öykü üretimini de sürdürdü. 2021’de Arzunun Serbest Dolaşımı yayımlandı, 2022’de ise daha önce yayımlanmış ikinci romanı Çocuklar ve Canavarları İletişim Yayınları tarafından yeni baskıyla okurla buluştu.

Ahmet Tulgar Ne Zaman ve Neden Öldü?

Ahmet Tulgar 26 Ekim 2022’de İstanbul Ataşehir’deki evinde geçirdiği kalp krizinin ardından hayatını kaybetti. 63 yaşındaydı.

Cenazesi 28 Ekim’de İstanbul’da düzenlenen törenin ardından Ümraniye Kocatepe Mezarlığı’na defnedildi.

Ahmet Tulgar’ın Geride Bıraktığı Eserler

Ahmet Tulgar’ın meslek yaşamı 1980’lerin sonundaki dergi gazeteciliğinden 2020’lerin dijital yayıncılığına kadar uzandı. Bu süreçte Türkiye’deki basının farklı dönemlerinde muhabirlik, yöneticilik, köşe yazarlığı, röportajcılık ve televizyon programcılığı yaptı.

Edebiyatta ise altı öykü kitabı, iki roman ve çok sayıda deneme, makale, söyleşi ve portre kitabı yayımladı. Yazıları ve öykülerinden bazıları Almanca, İngilizce ve Fransızca yayınlarda da yer aldı.

Tulgar’ın geride bıraktığı külliyatın belirgin özelliklerinden biri, gazetecilikle edebiyatı kesin sınırlarla ayırmamasıydı. Haber ve röportajlarında insan hikâyelerine yaklaşırken kullandığı gözlem gücü kurmacasına, edebiyattaki anlatı duyarlılığı ise gazetecilik metinlerine taşındı.

Bu yönüyle Ahmet Tulgar’ın kariyeri yalnızca çalıştığı gazetelerin veya yazdığı kitapların listesi değil, Türkiye’de gazetecilik ile edebiyatın aynı yazarın üretiminde nasıl yan yana ilerleyebildiğinin de bir örneğini oluşturuyor.