Eşber Yağmurdereli Kimdir? Hayatı, Hukuk Kariyeri, Eserleri ve İnsan Hakları Çalışmaları
Eşber Yağmurdereli’nin Tortum’dan hukuk ve edebiyata uzanan yaşamı, avukatlık kariyeri, cezaevi yılları, Akrep oyunu ve insan hakları çalışmaları.
Eşber Yağmurdereli, avukatlık, edebiyat ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan hukukçu ve yazardır. 1945’te Erzurum’un Tortum ilçesinde doğan Yağmurdereli, 10 yaşında görme yetisini kaybetti. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde eğitim gördü ve 1972’de avukatlığa başladı. Meslek yaşamının yanı sıra öykü, şiir, tiyatro ve senaryo çalışmaları yaptı; uzun cezaevi dönemlerinde de edebi üretimini sürdürdü.
Yağmurdereli’nin yaşam öyküsü aynı zamanda Türkiye’nin yakın dönem hukuk ve ifade özgürlüğü tartışmalarıyla kesişiyor. 1970’lerden itibaren çeşitli siyasi davalarda avukatlık yaptı, 1978’de kendisi tutuklanarak uzun süre cezaevinde kaldı. 1990’larda bir konuşması nedeniyle verilen mahkûmiyet ve bunun daha önceki şartlı tahliyesine etkisi yeniden hapsedilmesine yol açtı. Uluslararası insan hakları kuruluşları bu ikinci hukuki süreci ifade özgürlüğü açısından eleştirdi.
Eşber Yağmurdereli Kimdir?
Eşber Yağmurdereli 1945 yılında Erzurum’un Tortum ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluğunun ilk yıllarını burada geçirdi. Biyografi kaynaklarına göre 1955’te Erzurum’daki Lalapaşa Parkı’nda meydana gelen bir kaza sonucunda görme yetisini kaybetti.
Görme engeli eğitim hayatının sona ermesine neden olmadı. 1958’de Ankara Körler Okulunda öğrenimine devam etmeye başladı. Bu yıllar aynı zamanda edebiyat ve sanatla daha yoğun ilgilenmeye başladığı dönem oldu.
Okul yıllarında arkadaşlarıyla Aydınlığa Doğru adlı bir yayın hazırladı. Tiyatro ve şiirle ilgilendi; farklı edebi metinleri sahne için uyarlamaya yönelik çalışmalar yaptı.
Çocukluğu ve Ankara Körler Okulu Yılları
Yağmurdereli görme yetisini kaybettiğinde yaklaşık 10 yaşındaydı. Dönemin eğitim imkânları düşünüldüğünde görme engelli bir öğrencinin örgün eğitimini sürdürmesi bugüne kıyasla çok daha sınırlı koşullara bağlıydı.
Ankara Körler Okulundaki yılları onun yalnızca akademik eğitiminin değil, sanatla ilişkisinin de geliştiği dönem oldu. Müzik eğitimi aldı, edebiyatla ilgilendi ve öğrencilik döneminde yayın faaliyetlerine katıldı.
Daha sonraki yaşamında hukuk ile edebiyatın yan yana ilerlemesinin ilk örnekleri de bu dönemde görülmeye başladı.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yılları
Yağmurdereli 1963’te üniversite sınavında yüksek bir derece elde ederek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi.
Üniversite yıllarında yalnızca hukukla ilgilenmedi. 1968’de yayımlanmaya başlayan Yeni Eylem adlı aylık edebiyat dergisinin sahibi ve sorumlu yönetmeni oldu. Derginin yayın kurulunda dönemin genç edebiyat ve düşünce çevrelerinden isimler bulunuyordu.
Yeni Eylem’in günümüze ulaşan nüshalarında Eşber Yağmurdereli’nin adı doğrudan derginin sahibi ve sorumlusu olarak görülüyor. Böylece edebiyat yayıncılığı, Yağmurdereli’nin profesyonel avukatlık yaşamından önce başlayan faaliyetlerinden biri oldu.
12 Mart 1971 döneminde üniversiteden uzaklaştırıldığı, daha sonra eğitimine dönerek Hukuk Fakültesini bitirdiği biyografilerinde aktarılıyor.
Eşber Yağmurdereli Avukatlığa Ne Zaman Başladı?
Yağmurdereli 1972’de Samsun’un Havza ilçesinde avukatlığa başladı. Daha sonraki yıllarda farklı şehirlerde mesleğini sürdürdü.
Meslek yaşamının ilk döneminde sendikalar, öğretmen örgütleri ve siyasi davalarda yargılanan kişilerin savunmalarında görev aldı. Biyografik kaynaklarda DİSK ve TÖBDER ile bu kuruluşların üyelerine ilişkin davalarda avukatlık yaptığı özellikle belirtiliyor.
Bu dönem Yağmurdereli’nin insan hakları ve ceza hukuku alanındaki çalışmalarının da başlangıcı oldu. Sonraki yıllarda kendisi hakkında yürütülen davalar nedeniyle meslek yaşamı uzun süre cezaevi dönemleriyle kesintiye uğradı.
1978’de Neden Tutuklandı?
Eşber Yağmurdereli 13 Mart 1978’de, THKP-C’nin “Acilciler” olarak anılan yapılanmasının kurucusu ve yöneticisi olduğu iddiasıyla tutuklandı.
Samsun Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dönemin Türk Ceza Kanunu’nun anayasal düzeni zor kullanarak değiştirmeye ilişkin 146/1. maddesi kapsamında mahkûm edildi ve hakkında müebbet hapis cezası verildi.
Uluslararası Af Örgütü, yıllar sonra hazırladığı belgelerde bu ilk yargılamanın adil olmadığı görüşünü savundu ve hükümde işkence altında alındığı ileri sürülen ifadelerin kullanıldığını belirtti. Bu değerlendirme, mahkemenin hükmünden ayrı olarak insan hakları kuruluşunun dava hakkındaki görüşüdür.
Yağmurdereli uzun yıllar farklı cezaevlerinde kaldı. Kaynaklarda Bursa, Samsun, Trabzon, Adıyaman, Amasya, Mardin, Diyarbakır ve Sinop gibi cezaevlerine nakledildiği aktarılıyor.
Eşber Yağmurdereli Ne Zaman Cezaevinden Çıktı?
Yağmurdereli 1991’de şartlı tahliye hükümlerinden yararlanarak uzun cezaevi döneminin ardından serbest bırakıldı.
Ancak aynı yıl İnsan Hakları Derneğinin düzenlediği bir toplantıda yaptığı konuşma nedeniyle hakkında yeniden dava açıldı. Terörle Mücadele Kanunu’nun dönemin 8. maddesi kapsamında verilen hapis cezasının kesinleşmesi, daha önceki şartlı tahliye kararını da etkiledi.
TBMM tutanaklarında da Yağmurdereli’nin bu yeni mahkûmiyeti nedeniyle eski cezasından kalan sürenin yeniden infaz edilmesi meselesinin 1997’de Mecliste tartışıldığı görülüyor.
1997 ve 1998’deki Hukuki Süreçte Ne Oldu?
Yağmurdereli 20 Ekim 1997’de yeniden gözaltına alındı ve cezaevine gönderildi. Dönemin tartışmasının merkezinde, yeni verilen ifade suçuna ilişkin cezanın eski mahkûmiyetinden kalan uzun süreyi yeniden uygulanabilir hale getirmesi bulunuyordu.
9 Kasım 1997’de sağlık gerekçeleriyle cezasının infazı bir yıl süreyle ertelendi ve serbest bırakıldı. Ancak hukuki süreç devam etti. Yağmurdereli Haziran 1998’de yeniden cezaevine girdi.
Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar özellikle bu dönemdeki hapis cezasını ifade özgürlüğü bağlamında eleştirdi. Af Örgütü Yağmurdereli’yi “düşünce mahkûmu” olarak nitelendirirken Human Rights Watch da barışçıl ifade nedeniyle uygulanan hapis cezalarının kaldırılmasını talep etti.
Bu ifadeler uluslararası insan hakları kuruluşlarının hukuki ve insan hakları değerlendirmeleridir; Türkiye’deki mahkemelerin verdiği kararların tanımından ayrı tutulmalıdır.
Eşber Yağmurdereli Ne Zaman Serbest Bırakıldı?
Yağmurdereli’nin 1998’de başlayan son uzun cezaevi dönemi 18 Ocak 2001’de sona erdi. Ludovic Trarieux Ödülü kuruluşunun arşivinde, Samsun’daki mahkemenin Aralık 2000’de yürürlüğe giren yasal düzenlemenin ardından serbest bırakılmasına karar verdiği belirtiliyor.
Böylece Yağmurdereli’nin yaşamının farklı dönemlerinde kesintiler halinde uzun yıllara yayılan cezaevi süreci sona ermiş oldu.
Eşber Yağmurdereli’nin Edebi Çalışmaları
Yağmurdereli’nin edebiyatla ilişkisi hukuk kariyerinden önce başladı. Öğrencilik döneminde dergi çıkardı; şiir, öykü ve tiyatro metinleri kaleme aldı. Cezaevindeyken de yazmayı sürdürdü.
1986’da Pek Firaklı Bir Dağ Masalı adlı öyküsü bir yarışmada birincilik elde etti. Bu çalışma, Yağmurdereli’nin edebiyat alanında aldığı ilk önemli ödüllerden biri olarak biyografilerinde yer alıyor.
1990 tarihli Mor Masa adlı senaryosu da edebi üretimi içinde anılan çalışmalarından biri. Dönemin gazete arşivlerinde Yağmurdereli’nin senaryo ve edebiyat çalışmaları nedeniyle uluslararası PEN çevrelerinin dikkatini çektiği aktarılıyor.
Bununla birlikte Yağmurdereli’nin en fazla tanınan edebi eseri tiyatro oyunu Akrep oldu.
Akrep Oyunu Ne Anlatıyor?
Akrep, Yağmurdereli’nin cezaevi deneyimlerinden izler taşıyan bir tiyatro metni. Eser ilk kez 1997’de kitap olarak yayımlandı.
Oyunda cezaevi, ölüm, insanın şiddet karşısındaki sorumluluğu ve insanlık onuruna ilişkin sorular öne çıkıyor. Metnin merkezinde idam cezası ve insan yaşamının değeri bulunuyor.
Akrep, Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahneye taşındı. Yönetmenliğini Rutkay Aziz’in üstlendiği yapım, 1999’da Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali programında da seyirciyle buluştu.
İstanbul Kültür Sanat Vakfının festival arşivinde eser doğrudan “Yazan: Eşber Yağmurdereli, Yöneten: Rutkay Aziz” bilgisiyle kayıtlı.
Akrep Hangi Ödülleri Aldı?
Akrep 1990’ların sonunda tiyatro çevrelerinde çeşitli ödüllere değer görüldü. Dönemin basın kayıtlarında oyun nedeniyle Yağmurdereli’nin Sanat Kurumu tarafından ödüllendirildiği ve 1999’da İsmet Küntay En İyi Oyun Yazarı Ödülü’nü aldığı belirtiliyor.
Oyun yalnızca Türkiye’de sahnelenmedi. Sonraki yıllarda farklı dillere çevrildi ve farklı tiyatrolar tarafından yeniden yorumlandı. Kürtçeye çevrilerek Dûpişk adıyla sahnelenmesi de eserin sonraki dönem uyarlamalarından biri oldu.
Yeni Eylem Dergisi Neden Önemliydi?
Yağmurdereli’nin yayıncılık faaliyetlerinden biri olan Yeni Eylem, 1968’de Ankara’da yayımlanan aylık bir edebiyat dergisiydi.
Günümüze ulaşan ilk sayısında Eşber Yağmurdereli “sahibi ve sorumlu yönetmen” olarak kayıtlı. Yazı kurulunda Bilgin Adalı, Metin Güven ve Arkadaş Z. Özger gibi genç edebiyatçılar bulunuyordu; dergide Hüseyin Cevahir ve Ahmet İnam gibi isimlerin de yazıları yayımlandı.
Bu dönem, Yağmurdereli’nin yalnızca hukukçu veya daha sonraki yılların insan hakları aktivisti kimliğiyle değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Edebiyat ve dergicilik, gençlik yıllarından itibaren hayatının ayrı bir alanını oluşturdu.
Avukatlık ve İnsan Hakları Çalışmaları
Yağmurdereli’nin avukatlık kariyeri özellikle ceza davaları, sendikal örgütlenmeler ve temel haklara ilişkin davalarla ilişkilendirildi. 1990’lı yıllarda ise ifade özgürlüğü, insan hakları ve çatışmaların sona erdirilmesine yönelik girişimlerde daha görünür hale geldi.
Human Rights Watch’un 1998 Dünya Raporunda Yağmurdereli’nin 1 milyon imza toplamayı hedefleyen bir barış kampanyasının sözcülüğünü yaptığı ve toplanan imzaların TBMM Başkanlığına sunulduğu aktarılıyor.
Yağmurdereli’nin kendi yargılamaları da uluslararası insan hakları kuruluşlarının Türkiye’deki ifade özgürlüğü raporlarında sık sık yer aldı. Bu kuruluşlar özellikle şiddet içermeyen bir konuşma nedeniyle uzun süreli cezaevi sonucunun ortaya çıkmasını eleştirdi.
Ludovic Trarieux İnsan Hakları Ödülü Nedir?
Eşber Yağmurdereli’ye verilen en önemli uluslararası ödüllerden biri Ludovic Trarieux Uluslararası İnsan Hakları Ödülü oldu.
Ödül, insan hakları ve hukuk alanındaki çalışmaları nedeniyle hukukçulara veriliyor. İlk ödül 1985’te, o sırada Güney Afrika’da cezaevinde bulunan Nelson Mandela’ya verilmişti.
Ödülün jürisi 2 Mart 2000’de 2000 yılı ödülünün Eşber Yağmurdereli’ye verilmesine karar verdi. Yağmurdereli o sırada cezaevinde bulunduğu için 29 Eylül 2000’de Fransa’nın Bordeaux kentinde gerçekleştirilen törende ödülü adına oğlu Uğur Yağmurdereli aldı.
Ödül kuruluşu Yağmurdereli’yi avukat, yazar ve insan hakları savunucusu olarak tanımladı.
Eşber Yağmurdereli’nin Aldığı Başlıca Ödüller
- 1986:Pek Firaklı Bir Dağ Masalı adlı öyküsüyle birincilik ödülü.
- 1990’ların sonu:Akrep ile tiyatro alanında Sanat Kurumu tarafından ödüllendirilmesi.
- 1999:Akrep ile İsmet Küntay En İyi Oyun Yazarı Ödülü.
- 2000: Ludovic Trarieux Uluslararası İnsan Hakları Ödülü.
Yağmurdereli’nin farklı dönemlerde uluslararası PEN çevreleri tarafından da desteklendiği ve edebiyat çalışmaları nedeniyle çeşitli onursal değerlendirmelere konu olduğu dönem basınında yer aldı.
Eşber Yağmurdereli’nin Eserleri Hangileri?
Eşber Yağmurdereli’nin üretimi şiir, öykü, dergi yazıları, tiyatro ve senaryoya yayılsa da internette erişilebilen kaynaklarda bütün çalışmalarını içeren tek ve eksiksiz bir resmî bibliyografya bulunmuyor. Bu nedenle ona ait olduğu güvenilir biçimde doğrulanabilen çalışmalar ile farklı kaynaklarda adı geçen metinleri birbirinden ayırmak gerekiyor.
En iyi belgelenmiş başlıca eser ve çalışmalar arasında şunlar bulunuyor:
- Akrep: Cezaevi deneyimlerinden izler taşıyan ve 1997’de kitaplaşan tiyatro oyunu.
- Pek Firaklı Bir Dağ Masalı: 1986’da ödül alan öyküsü.
- Mor Masa: 1990 döneminde adı geçen senaryo çalışması.
- Yeni Eylem yazıları: 1968’de yayımlanan edebiyat dergisindeki yazı ve yayın çalışmaları.
Yağmurdereli ayrıca hayatı boyunca şiirler, kısa öyküler, tiyatro metinleri ve farklı yazılar üretti. Ancak eksiksiz ve doğrulanmış eser listesi bulunmadan internet kaynaklarında kendisine atfedilen her başlığı kesin bibliyografik bilgi olarak sıralamak yanıltıcı olabilir.
Eşber Yağmurdereli’nin Yaşamında Hukuk ve Edebiyat Nasıl Birleşti?
Eşber Yağmurdereli’nin biyografisini yalnızca siyasi davalar veya cezaevi yılları üzerinden okumak eksik kalıyor. Hukuk eğitiminin yanında henüz genç yaşta dergicilik ve edebiyatla ilgilendi; avukatlık yaptığı yıllarda yazmayı sürdürdü ve cezaevinde tiyatro ile öykü çalışmalarına devam etti.
Akrep bunun en belirgin örneği. Bir hukukçunun cezaevi deneyiminden doğan metin, sahne üzerinde insan yaşamı, ölüm cezası, vicdan ve iktidar ilişkisini ele alan bağımsız bir tiyatro eserine dönüştü.
İnsan hakları alanındaki uluslararası tanınırlığı da aynı yaşam çizgisinin başka bir bölümünü oluşturdu. 1990’larda kendi yargılamalarının ifade özgürlüğü tartışmalarına konu olması ve 2000’de Ludovic Trarieux Ödülü’ne değer görülmesi, Yağmurdereli’nin adını Türkiye dışındaki hukuk ve insan hakları çevrelerine de taşıdı.
2026’dan geriye bakıldığında Eşber Yağmurdereli’nin yaşamı; görme engeline rağmen sürdürülen eğitimden avukatlığa, uzun cezaevi dönemlerinden edebiyata ve tiyatroya, oradan uluslararası insan hakları çalışmalarına uzanan çok yönlü bir biyografi olarak öne çıkıyor.