Arşiv

EURO 2008 Türkiye-Almanya Yarı Finali: Lega Nord Tepkileri ve Avrupa’daki Türkiye Tartışması

Türkiye’nin EURO 2008’de yarı finale uzanan unutulmaz yolculuğu, Almanya maçı, Lega Nord çevresinden gelen tepkiler ve dönemin Türkiye-AB tartışması.

Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın EURO 2008’de yarı finale yükselmesi yalnızca sportif bir başarı olarak gündeme gelmedi. Fatih Terim yönetimindeki Türkiye’nin İsviçre, Çekya ve Hırvatistan karşısında yaptığı dramatik geri dönüşlerin ardından Almanya ile eşleşmesi, Avrupa’nın bazı siyasi çevrelerinde Türkiye’nin Avrupa’daki yeri üzerine yıllardır devam eden tartışmalarla da kesişti.

Bu tartışmanın dikkat çekici örneklerinden biri İtalya’da yaşandı. Dönemin Lega Nord çevresinden bazı isimlerin Türkiye’nin turnuvadaki başarısı ve “Avrupalılığı” hakkında yaptığı açıklamalar, İtalyan gazetesi Il Giornale’nin 24 Haziran 2008 tarihli haberine yansıdı. Gazetedeki açıklamalar, futbol ile dönemin Türkiye-Avrupa Birliği tartışmasının aynı söylem içinde nasıl buluşabildiğini gösteren tarihsel bir örnek oluşturdu.

Türkiye EURO 2008’de Nasıl Yarı Finale Çıktı?

Türkiye, Avusturya ve İsviçre’nin ortaklaşa düzenlediği EURO 2008’e Fatih Terim yönetiminde katıldı. A Grubu’ndaki ilk maçında Portekiz’e 2-0 yenilen milli takım, turnuvaya kötü bir başlangıç yaptı.

İkinci maçta ev sahibi İsviçre karşısında da ilk yarıyı 1-0 geride tamamladı. Semih Şentürk’ün beraberlik golünün ardından Arda Turan uzatma dakikalarında attığı golle Türkiye’ye 2-1’lik galibiyeti getirdi. Bu karşılaşma, turnuva boyunca tekrar edecek geç geri dönüşlerin ilki oldu.

Grubun son maçında Çekya karşısında tablo daha da dramatikti. Türkiye, 62. dakikada 2-0 gerideydi. Arda Turan’ın golünün ardından Nihat Kahveci 87 ve 89. dakikalarda iki kez ağları havalandırdı ve Türkiye maçı 3-2 kazanarak çeyrek finale yükseldi. UEFA, bu karşılaşmayı EURO tarihinin dikkat çeken geri dönüşlerinden biri olarak kayda geçirdi.

Hırvatistan Maçı ve Semih Şentürk’ün Son Saniye Golü

Türkiye’nin çeyrek finaldeki rakibi Hırvatistan’dı. Viyana’da oynanan karşılaşmanın normal süresi golsüz sona erdi. Uzatma bölümünün 119. dakikasında Ivan Klasnić’in golüyle Hırvatistan 1-0 öne geçti ve yarı finale çok yaklaştı.

Ancak Türkiye bir kez daha maç bitmeden pes etmedi. Semih Şentürk uzatmanın son anlarında skoru 1-1’e getirdi. Penaltı atışlarında Türkiye 3-1 üstünlük sağlayarak tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası yarı finaline çıktı.

UEFA’nın turnuva arşivinde de EURO 2008’in Türkiye açısından ilk Avrupa Şampiyonası yarı finali olduğu özellikle belirtiliyor.

Türkiye-Almanya Yarı Finalinde Neler Oldu?

Türkiye ile Almanya arasındaki yarı final 25 Haziran 2008’de İsviçre’nin Basel kentindeki St. Jakob-Park’ta oynandı.

Eksik oyuncularına rağmen maça etkili başlayan Türkiye, 22. dakikada Uğur Boral’ın golüyle 1-0 öne geçti. Almanya yalnızca dört dakika sonra Bastian Schweinsteiger ile eşitliği sağladı.

Miroslav Klose 79. dakikada Almanya’yı 2-1 öne geçirdi. Türkiye’nin turnuva boyunca sergilediği geç geri dönüşlerden biri daha yaşandı ve Semih Şentürk 86. dakikada skoru 2-2 yaptı.

Bu kez son sözü Almanya söyledi. Philipp Lahm’ın 90. dakikadaki golü Almanya’ya 3-2’lik galibiyeti ve final biletini getirdi. Türkiye böylece Avrupa Şampiyonası tarihindeki ilk yarı finalini Almanya karşısında tamamladı.

İtalya’da Neden Siyasi Tartışmaya Dönüştü?

Türkiye’nin Hırvatistan’ı eleyerek yarı finale çıkmasının ardından İtalya’daki Lega Nord çevresinden gelen bazı açıklamalar futbolun ötesine geçti.

Il Giornale’de Luigi Mascheroni imzasıyla 24 Haziran 2008’de yayımlanan haber, Lega Nord çevresindeki çeşitli isimlere Türkiye’nin turnuvadaki yeri ve Avrupa kimliği konusunda ifadeler atfediyordu. Haberin kendisi yer yer ironik ve provokatif bir anlatım kullanıyordu. Bu nedenle gazetecinin mizahi tasvirleri ile kişilere doğrudan atfedilen görüşleri birbirinden ayırmak gerekiyor.

Marco Pinti Türkiye İçin Ne Söyledi?

Haberde dönemin Lega Nord Varese gençlik yapılanmasının koordinatörü olarak tanıtılan Marco Pinti, Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası’nda yer almasını sorguluyordu. Pinti’ye atfedilen açıklama, Türkiye’yi Avrupa dışı bir ülke olarak değerlendiren ve sportif başarıyla siyasi konumu aynı çerçevede ele alan bir yaklaşım içeriyordu.

Il Giornale’nin haberine göre Pinti, Türkiye’nin katılımını Uganda örneği üzerinden sorguluyor ve ülkenin futbol ile siyasetteki önemini küçümseyen ifadeler kullanıyordu.

Renzo Bossi ve İnebahtı Göndermesi

Haberde Lega Nord lideri Umberto Bossi’nin oğlu Renzo Bossi’nin adı da geçiyordu. Gazete, Türkiye’nin şampiyon olması ihtimalini tarihsel İnebahtı Savaşı’na gönderme yapan ironik bir anlatımla Renzo Bossi üzerinden aktarıyordu.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Il Giornale’nin metnindeki İnebahtı bölümü büyük ölçüde yazarın ironik üslubuyla kaleme alınmıştı. Bu nedenle bu ifadeyi Renzo Bossi’nin kelimesi kelimesine yapılmış bağımsız ve doğrulanmış bir açıklaması gibi aktarmak yerine, dönemin gazete haberinde kendisine bağlanan bir gönderme olarak değerlendirmek daha doğru.

Alessandro Morelli’den “Türkiye” Protestosu Önerisi

Il Giornale haberinde dönemin Milano yerel siyasetinde Lega Nord temsilcisi olan Alessandro Morelli’ye de yer verildi.

Morelli’nin, Türkiye’nin gelecekte Avrupa Birliği’ne katılmasına karşı daha önce Lega Nord çevresinde kullanılan sloganlı tişörtleri yeniden gündeme getirmekten ve Milano’daki Duomo Meydanı’nda siyasi ve kültürel farklılığı vurgulayan bir protesto düzenlemekten söz ettiği aktarılıyordu.

Bu açıklama, futbol turnuvasına yönelik tepkinin dönemin Türkiye-AB üyeliği tartışmasıyla açık biçimde ilişkilendirildiğini gösteriyordu.

Massimo Giordano ve Diğer Lega Nord İsimleri

Il Giornale, dönemin Novara Belediye Başkanı Massimo Giordano’nun da Türkiye’nin ilerlemesini hem futbol hem siyaset açısından olumsuz değerlendirdiğini aktardı.

Aynı haberde Riccardo Monti, Mario Borghezio, Giulio Cainarca ve dönemin Varese Belediye Başkanı Attilio Fontana gibi Lega Nord çevresindeki başka isimlere de Türkiye’nin Avrupa kimliği, İslam ve turnuvaya katılımı üzerinden çeşitli görüşler atfediliyordu.

Bunlar belirli bir siyasi çevrenin açıklamalarıydı. Bu görüşleri İtalya’nın tamamına veya Avrupa kamuoyunun genel tutumuna mal etmek için bir dayanak bulunmuyor.

Lega Nord 2008’de Nasıl Bir Partiydi?

Lega Nord, Umberto Bossi liderliğinde Kuzey İtalya’nın bölgesel özerkliği ve federalizm talepleri etrafında yükselen bir siyasi hareketti. Akademik literatürde parti için “sağ popülist” ve “radikal sağ popülist” gibi sınıflandırmalar kullanıldı; araştırmacılar aynı zamanda Lega Nord’un bölgeselcilik ve Kuzey İtalya kimliği boyutuna dikkat çekti.

Partinin 2000’li yıllardaki söyleminde göç, kimlik ve özellikle Müslüman göçmenler konuları da giderek daha görünür hale gelmişti. Akademik çalışmalar, Lega Nord’un bölgeselci söylemi ile göçmen karşıtı ve kimlik temelli siyasal yaklaşımı arasındaki ilişkiyi ayrıntılı biçimde ele aldı.

Lega Nord ayrıca 2008 İtalya seçimlerinde Silvio Berlusconi liderliğindeki koalisyon içinde yer aldı. İtalya Senatosu’nun resmi sonuçlarına göre parti ulusal Senato oylarının yüzde 8,06’sını aldı ve 25 sandalye kazandı.

Türkiye’nin AB Üyeliği 2008’de Neden Önemli Bir Tartışmaydı?

EURO 2008 oynandığında Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik süreci aktif biçimde devam ediyordu.

Türkiye 1999’da AB aday ülkesi statüsü aldı, katılım müzakereleri ise 3 Ekim 2005’te resmen başladı. Avrupa Birliği Konseyi Şubat 2008’de Türkiye için gözden geçirilmiş Katılım Ortaklığı belgesini kabul etti. Dolayısıyla futbol turnuvasının oynandığı Haziran 2008’de Türkiye’nin Avrupa’daki siyasi konumu teorik bir tartışmadan ibaret değildi; resmi üyelik müzakereleri sürüyordu.

Süreç aynı zamanda siyasi anlaşmazlıklar içeriyordu. AB, Türkiye’nin Ankara Anlaşması Ek Protokolü’nü Kıbrıs’a uygulamaması nedeniyle 2006’da sekiz müzakere başlığının açılmamasına karar vermişti. Buna rağmen üyelik süreci ve reform gündemi devam ediyordu. Avrupa Komisyonu da Ekim 2008’de Türkiye İlerleme Raporu’nu yayımladı.

Futbol Tartışması Nasıl Avrupa Kimliği Tartışmasına Dönüştü?

Il Giornale’de aktarılan görüşlerin ortak noktası, Türkiye’nin futbol sahasındaki başarısından çok “Türkiye Avrupa’nın bir parçası mı?” sorusuna odaklanmalarıydı.

Morelli’nin açıklamasında AB üyeliğine yönelik siyasi itiraz doğrudan futbol gündemine bağlanırken, diğer bazı Lega Nord isimleri de Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası’na katılımını coğrafya, din veya kültürel kimlik üzerinden sorguluyordu.

Bu açıdan EURO 2008 yarı finali, Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci etrafındaki mevcut siyasi tartışmanın futbol alanına taşındığı örneklerden biri oldu. Ancak bunu “Avrupa Türkiye’ye karşıydı” şeklinde genellemek doğru olmaz. Elde bulunan kaynaklar belirli Lega Nord isimlerinin ve Il Giornale’de yer verilen siyasi çevrelerin tutumunu gösteriyor, Avrupa kamuoyunun tamamını değil.

EURO 2008 Türkiye Açısından Neden Tarihsel Öneme Sahip?

EURO 2008, Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası tarihindeki en başarılı turnuvası olarak ayrı bir yere sahip. Milli takım ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale yükseldi.

Turnuvanın hafızalarda kalmasının bir başka nedeni ise karşılaşmaların sonuçlanma biçimiydi. İsviçre karşısındaki uzatma dakikası golü, Çekya karşısında 2-0’dan 3-2’ye dönüş ve Hırvatistan maçındaki son saniye beraberliği, Türkiye’nin EURO 2008 hikâyesinin belirleyici anları oldu.

Almanya karşısındaki yarı finalde de Türkiye 86. dakikada 2-2’yi buldu ancak bu kez geç gelen gol rakipten geldi. Philipp Lahm’ın 90. dakikadaki golü Türkiye’nin final umutlarını sona erdirdi.

EURO 2008 böylece hem Türk futbol tarihinin en önemli turnuvalarından biri hem de sporun Avrupa kimliği, göç, kültür ve Türkiye’nin AB üyeliği gibi çok daha geniş siyasi tartışmalarla nasıl kesişebildiğini gösteren dikkat çekici bir tarihsel örnek olarak kaldı.